Tazminat Hukuku

Tazminat Avukatı — Maddi ve Manevi Tazminat Davası

Bir trafik kazasında yaralandıysanız, bir yakınınızı kaybettiyseniz, iş yerinde kazaya uğradıysanız, hatalı bir tıbbi müdahaleden zarar gördüyseniz ya da bir başkasının kusurlu davranışı yüzünden malvarlığınız veya bedeniniz zarar gördüyse, Türk hukuku bu zararın giderilmesini ister: uğradığınız maddi kaybın karşılanmasını ve çektiğiniz acı, üzüntü ve elemin manevi tazminatla bir nebze hafifletilmesini. Tazminat davası, tam olarak bunu sağlamak için açılır. Ne var ki tazminat hakkı kendiliğinden işlemez; doğru sürede, doğru mahkemede, kusurun ve zararın delilleriyle ortaya konulması gerekir. Bu sayfada bir tazminat davasının kimlere karşı, nasıl, ne kadar sürede ve ne tutarda açılabileceğini; trafik kazası, iş kazası, malpraktis ve genel haksız fiil dosyalarının nasıl yürüdüğünü ayrıntılı biçimde açıklıyoruz. Lexin Legal olarak hem zarar görenleri (davacı) hem de kendisinden tazminat istenen tarafları (davalı) temsil ediyor, dosyanızı baştan sona vekâletname ile yürütüyoruz.

Uygulanan mevzuat6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK m. 49 vd.); 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu (KTK); 4857 sayılı İş Kanunu; 6100 sayılı HMK
Tazminat türleriMaddi tazminat (fiili zarar, kazanç kaybı, destekten yoksun kalma) ve manevi tazminat
Zamanaşımı (haksız fiil)Kural olarak zararı ve faili öğrenmeden itibaren 2 yıl, her hâlde 10 yıl (TBK m. 72); fiil suç ise uzamış ceza zamanaşımı uygulanabilir
Görevli mahkemeKural olarak Asliye Hukuk; trafikte sigortacıya karşı Asliye Ticaret; iş kazasında İş Mahkemesi; idarenin kusurunda İdare Mahkemesi
Süreç yürütümüVekâletname ile dosyanız tarafımızca açılır, takip edilir ve gerekirse icraya konur

Tazminat davası nedir ve ne zaman açılır?

Tazminat davası, bir kişinin hukuka aykırı bir fiil, sözleşmeye aykırılık ya da kanunun öngördüğü bir sorumluluk hâli nedeniyle uğradığı zararın, bu zarardan sorumlu olan kişiden giderilmesini sağlayan bir hukuk davasıdır. Türk hukukunda tazminat sorumluluğunun ana kaynağı 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'dur. Kanun, haksız fiilden doğan sorumluluğu TBK m. 49 ve devamı maddelerinde düzenler: kusurlu ve hukuka aykırı bir davranışıyla başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür.

Bir tazminat davasının ayakta durması için klasik olarak dört unsurun bir arada bulunması aranır: hukuka aykırı bir fiil, kusur (kural olarak; bazı hâllerde kusursuz sorumluluk geçerlidir), zarar ve fiil ile zarar arasında illiyet (nedensellik) bağı. Bu dört halkadan biri kopuksa dava, haklı bir acıya rağmen başarısız olabilir. İşte bu yüzden tazminat davası, duygusal haklılığın değil, ispatın davasıdır; dosyanın kurgusu en az olayın kendisi kadar önemlidir.

Hangi olaylarda tazminat istenebilir?

Uygulamada tazminat davaları çoğunlukla şu olaylardan doğar: trafik kazaları, iş kazaları ve meslek hastalıkları, hatalı tıbbi müdahaleler (malpraktis), darp ve yaralama gibi kişiye yönelik saldırılar, hakaret ve kişilik haklarına saldırı, mala verilen zararlar, haksız haciz veya haksız şikâyet, komşuluk hukukundan doğan zararlar ve sözleşmeye aykırılıktan doğan zararlar. Her birinin kendine özgü mevzuatı, zamanaşımı ve görevli mahkemesi vardır; bu nedenle dosya daha ilk günden doğru hukuki rayına oturtulmalıdır.

Maddi ve manevi tazminat arasındaki fark

Türk hukuku zararı iki ana başlıkta ele alır. Maddi tazminat, parayla ölçülebilen, somut malvarlığı kayıplarını karşılar: tedavi ve bakım giderleri, araç ya da eşya hasarı, kaza nedeniyle çalışamadığınız günlerin kazanç kaybı, kalıcı sakatlık hâlinde gelecekteki kazanç kaybınız ve bir yakınınızı kaybettiyseniz onun desteğinden mahrum kalmanız. Manevi tazminat ise (TBK m. 56 ve kişilik hakları bakımından TMK m. 24-25 çerçevesinde) parayla ölçülemeyen kaybı, yani yaşadığınız acı, üzüntü, korku ve yaşam kalitesindeki düşüşü bir miktar para ile telafi etmeyi amaçlar.

Manevi tazminat bir zenginleşme aracı değildir; hâkim, olayın ağırlığını, tarafların ekonomik durumunu, kusur derecelerini ve hakkaniyeti gözeterek makul bir miktar takdir eder. Bu yüzden manevi tazminat taleplerinde abartılı rakamlar yerine, olayın yarattığı manevi yıkımı somut delillerle (sağlık raporları, psikolojik destek kayıtları, tanık beyanları) ortaya koymak çok daha etkilidir.

Çoğu dosyada maddi ve manevi tazminat birlikte talep edilir. Aralarındaki bu ayrımı doğru kurmak, hem harç ve vekâlet ücreti hesabı hem de ispat stratejisi bakımından belirleyicidir.

Maddi tazminat neleri kapsar? Bedensel zararın katmanları

Özellikle yaralanmalı kazalarda maddi tazminat, üst üste binen birkaç katmandan oluşur. Bunları doğru ayrıştırmak, dosyanın gerçek değerini ortaya çıkarır:

  • Tedavi ve iyileşme giderleri: Ameliyat, hastane, ilaç, fizik tedavi, protez, ulaşım ve bakım masrafları. Geçmişte yapılanlar belgeyle, ileride yapılacaklar bilirkişi raporuyla hesaplanır.
  • Geçici iş göremezlik: İyileşme sürecinde çalışamadığınız dönemde uğradığınız kazanç kaybı.
  • Sürekli iş göremezlik (maluliyet): Kalıcı bir sakatlık kaldıysa, çalışma gücünüzdeki kalıcı azalmanın emeklilik yaşına kadarki kazanç kaybı. Bu kayıp, adli tıp ya da hastane raporuyla belirlenen maluliyet oranı üzerinden, aktüer/hesap bilirkişisi tarafından peşin değere indirgenerek hesaplanır.
  • Destekten yoksun kalma: Ölümlü olaylarda, ölenin desteğinden yoksun kalan eş, çocuk ve bakmakla yükümlü olduğu yakınların gelecekteki destek kaybı (TBK m. 53).

Bedensel zarar ve destek tazminatı hesabında bilirkişiler, güncel ve kabul gören yaşam tablolarını (örneğin TRH 2010 tablosu) ve kanuni iskonto oranını esas alır. Maluliyet oranındaki bir puan farkı bile sonuçta önemli tutar farkı doğurabileceği için, raporlara karşı doğru ve zamanında itiraz etmek dosyanın kaderini değiştirir.

Trafik kazası tazminatı: kime, nasıl ve hangi mahkemede?

Tazminat davalarının en sık görüleni trafik kazalarından doğar. Burada 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu ile TBK birlikte uygulanır. Trafik kazasında zarar gören, kural olarak birden fazla muhataba başvurabilir:

  • Kusurlu sürücü (haksız fiil sorumlusu),
  • Aracın işleteni / sahibi (KTK uyarınca tehlike sorumluluğu çerçevesinde),
  • Zorunlu Mali Sorumluluk (Trafik) Sigortası şirketi, poliçe limitleri dâhilinde.

Önemli bir ayrım: maddi tazminat bakımından, dava açmadan önce kural olarak sigorta şirketine yazılı başvuru yapma şartı vardır; sigortacı süresinde ödeme yapmazsa ya Sigorta Tahkim Komisyonu'na ya da mahkemeye gidilir. Sigortacıya karşı açılan davalar ticari iş niteliğinde olduğundan Asliye Ticaret Mahkemesi görevlidir. Manevi tazminat ise kural olarak sigortadan değil, kusurlu kişiden istenir ve genellikle Asliye Hukuk Mahkemesi'nde görülür.

Kaza tespit tutanağı, kamera kayıtları, hastane evrakı ve varsa ceza soruşturması dosyası, kusur ve zarar ispatının belkemiğini oluşturur. Trafik ve sigorta uyuşmazlıklarının tüm boyutları için trafik kazası ve sigorta tazminatı sayfamıza göz atabilirsiniz.

İş kazası tazminatı: işçinin ve yakınlarının hakları

İş kazası ya da meslek hastalığında işveren, işçinin sağlığını ve güvenliğini koruma yükümlülüğünü ihlal etmişse doğan zarardan sorumludur. Burada 6098 sayılı TBK (özellikle işverenin işçiyi gözetme borcunu düzenleyen hükümler) ile 4857 sayılı İş Kanunu ve iş sağlığı-güvenliği mevzuatı birlikte değerlendirilir. İş kazasından doğan tazminat davalarında görevli mahkeme İş Mahkemesi'dir.

İşçi yaralanmışsa maddi tazminat olarak iş göremezlik kaynaklı kazanç kayıplarını ve tedavi giderlerini, ayrıca manevi tazminat talep edebilir. Kaza ölümle sonuçlanmışsa, ölen işçinin desteğinden yoksun kalan yakınları destekten yoksun kalma tazminatı ve kendi manevi tazminatlarını isteyebilir. SGK'nın bağladığı gelir ve yaptığı ödemeler, mahkemenin hesapladığı zarardan mahsup edilir; bu nedenle SGK dosyası ile hukuk dosyasının birlikte yürütülmesi gerekir.

Aynı olay hem hukuki tazminat sorumluluğu hem de işverenin ceza sorumluluğunu doğurabilir. İş ilişkisinden doğan diğer alacak ve uyuşmazlıklar için iş hukuku avukatı sayfamızı, iş kazası ve malpraktis dosyalarının birlikte ele alındığı çalışmalar için ise malpraktis ve iş kazası sayfamızı inceleyebilirsiniz.

Haksız fiil tazminatı: kusur, hukuka aykırılık ve illiyet

Trafik ve iş kazası dışında kalan pek çok olay, genel haksız fiil hükümlerine (TBK m. 49 vd.) dayanır: darp ve yaralama, hakaret, iftira, kişilik haklarına ve özel hayata saldırı, mala zarar verme, haksız rekabet, güven sorumluluğu, haksız şikâyet veya haksız haciz nedeniyle uğranılan zararlar. Bu dosyalarda davanın iskeleti her zaman aynıdır: hukuka aykırı fiili, failin kusurunu, gerçek zararı ve aralarındaki illiyet bağını ispat etmek.

Kusur kural olarak zarar görence ispatlanır; ancak hukukumuz bazı hâllerde kusursuz sorumluluk öngörür (örneğin tehlikeli işletme sorumluluğu, adam çalıştıranın sorumluluğu, yapı malikinin sorumluluğu, hayvan bulunduranın sorumluluğu). Bu hâllerde zarar gören, karşı tarafın kusurunu ispat etmek zorunda kalmadan tazminat isteyebilir. Hangi sorumluluk türünün uygulanacağını doğru belirlemek, ispat yükünü kimin taşıyacağını ve dolayısıyla davanın kazanılabilirliğini doğrudan etkiler.

Manevi tazminat ne kadar olur? Hâkim neye göre belirler?

Manevi tazminatta sabit bir tarife yoktur; tutarı hâkim, somut olayın özelliklerine göre takdir eder. Yargı uygulamasında esas alınan başlıca ölçütler şunlardır: olayın gerçekleşme biçimi ve ağırlığı, tarafların kusur dereceleri, zarar görenin uğradığı bedensel ve ruhsal etkilenmenin boyutu, tarafların ekonomik ve sosyal durumu ile hakkaniyet. Amaç, zarar göreni zenginleştirmek değil; yaşanan elemi makul ölçüde dindirmek ve bir tatmin duygusu sağlamaktır.

Bu nedenle dilekçede istenecek manevi tazminat miktarını gerçekçi belirlemek önemlidir: aşırı yüksek bir talep hem reddedilen kısım için aleyhinize vekâlet ücreti riski doğurabilir hem de mahkemede inandırıcılığı azaltır. Tecrübeli bir tazminat avukatı, benzer olaylardaki yargı kararlarının seyrine bakarak hem haklarınızı tam koruyan hem de gerçekçi bir talep kurar.

Tazminat davasında zamanaşımı: hakkınızı kaybetmeyin

Tazminat hakkını kaybetmenin en sık nedeni, hak özünde değil, zamanaşımının kaçırılmasıdır. Haksız fiilden doğan tazminat taleplerinde kural, TBK m. 72'de düzenlenir: zarar gören, zararı ve tazminat yükümlüsünü (faili) öğrendiği tarihten itibaren 2 yıl ve her hâlde fiilin işlendiği tarihten itibaren 10 yıl içinde davasını açmalıdır.

Çok önemli bir istisna vardır: tazminat istenen fiil aynı zamanda suç oluşturuyor ve ceza kanunu bu suç için daha uzun bir zamanaşımı öngörüyorsa, bu uzamış (ceza) zamanaşımı hukuk davasına da uygulanır. Örneğin ölümle veya ağır yaralanmayla sonuçlanan kazalarda, ceza zamanaşımı çoğu zaman 2 yıllık süreden çok daha uzundur; bu da hak kaybı sanılan birçok dosyanın aslında hâlâ açılabilir olduğu anlamına gelir.

Zamanaşımı; dava açılması, icra takibi başlatılması veya borcun ikrarı gibi sebeplerle kesilebilir. Sürenin işleyip işlemediği teknik bir hukuki değerlendirme gerektirdiğinden, "çok geç kaldım" diye vazgeçmeden önce dosyanızı bir avukata incelettirmeniz yerinde olur.

Hangi mahkeme görevli ve yetkili? İdarenin kusuru hâli

Görevli mahkeme, zararın kaynağına göre değişir. Genel kural olarak haksız fiilden doğan tazminat davaları Asliye Hukuk Mahkemesi'nde açılır. Ancak: trafikte sigortacıya karşı açılan maddi tazminat davaları Asliye Ticaret Mahkemesi'nde; iş kazası kaynaklı davalar İş Mahkemesi'nde; tüketici işleminden doğan bazı zararlar Tüketici Mahkemesi'nde görülür.

Zararı bir kamu kurumunun (örneğin kamu hastanesi, belediye, karayolu idaresi) hizmet kusuru doğurmuşsa, dava adli yargıda değil İdare Mahkemesi'nde tam yargı davası olarak açılır ve önce idareye başvuru gibi farklı usul kuralları işler. Yetki bakımından ise tazminat davaları, kural olarak davalının yerleşim yeri ya da haksız fiilin işlendiği yer mahkemesinde açılabilir; bu da çoğu zaman size birden fazla mahkeme seçeneği sunar.

Tazminat davası ne kadar sürer ve masrafı nedir?

Dürüst yanıt: süre dosyaya göre değişir. Basit, kusuru tartışmasız bir dosya bir yıl içinde sonuçlanabilirken; kusur, maluliyet ve hesaplama için bilirkişi incelemesi gereken yaralanmalı veya ölümlü dosyalar, bilirkişi raporlarına itirazlar ve istinaf/temyiz aşamalarıyla birkaç yıla yayılabilir. Süreyi en çok uzatan unsur bilirkişi sürecidir; bu nedenle ilk dilekçede deliller ve hesaplama parametreleri eksiksiz sunulmalıdır.

Masraf tarafında ise temel kalemler şunlardır: başvurma harcı ve nispi karar-ilam harcı (talep edilen tazminatın bir oranı; harcın bir kısmı peşin yatırılır), gider avansı (tebligat, bilirkişi ücreti, keşif gibi giderler için) ve anlaştığınız avukatlık ücreti. Davayı kazanırsanız yatırdığınız harç ve masrafların karşı tarafa yükletilmesini ve lehinize karşı vekâlet ücretine hükmedilmesini talep edersiniz. Maddi durumu yetersiz olanlar için adli yardım kurumu da bir seçenektir. Görüşmemizde dosyanızın muhtemel masraf ve süre tablosunu açıkça konuşuruz.

Tazminat alacağının tahsili: kararı paraya çevirmek

Davayı kazanmak yolun yarısıdır; asıl amaç parayı fiilen tahsil etmektir. Lehinize verilen kararı (ilamı), borçlu gönüllü ödemezse ilamlı icra takibi ile uygularsınız: borçlunun banka hesaplarına, taşınır ve taşınmazlarına, üçüncü kişilerdeki alacaklarına haciz konulabilir. Trafik dosyalarında sigorta limiti dâhilindeki kısım sigortacıdan, aşan kısım kusurlu kişiden tahsil edilir.

Borçlunun dava sırasında malvarlığını kaçırma riski varsa, daha en baştan ihtiyati tedbir veya ihtiyati haciz ile malvarlığı dondurularak tahsilat güvence altına alınabilir. Karar sonrası tahsil ve icra sürecinin tüm aşamaları için alacak tahsili ve icra avukatı sayfamızı inceleyebilirsiniz.

Davalı tarafı temsil: haksız tazminat talebine karşı savunma

Tazminat dosyalarında her zaman zarar gören tarafta olunmaz. Kendisine karşı haksız ya da fahiş bir tazminat talebi yöneltilen kişiyi ve şirketi de savunuruz. Davalı vekilliğinde başlıca savunma eksenleri şunlardır: kusurun bulunmadığı ya da paylaşılması gerektiği (müterafik kusur, TBK m. 52), illiyet bağının kesildiği, zararın iddia edildiği kadar olmadığı, talebin zamanaşımına uğradığı, daha önce yapılan ödemeler ve SGK gelirlerinin mahsubu ve manevi tazminatın hakkaniyete aykırı şekilde yüksek istendiği.

Sigorta poliçesi kapsamında bir tazminatla karşı karşıyaysanız, poliçenin teminat kapsamı, limiti ve istisnaları da titizlikle değerlendirilir. Erken ve doğru bir savunma, ödemekle yükümlü olduğunuz tutarı önemli ölçüde sınırlayabilir.

Dava açmadan önce: arabuluculuk, ihtar ve uzlaşma

Her uyuşmazlık mahkemeye taşınmak zorunda değildir. Ticari nitelikteki tazminat taleplerinde (örneğin sigortacıya ya da bir tacire karşı) dava şartı arabuluculuk söz konusu olabilir; bu hâllerde arabulucuya başvurmadan dava açılamaz. Diğer uyuşmazlıklarda da iyi hazırlanmış bir ihtarname ve müzakere, çoğu zaman daha hızlı ve düşük maliyetli bir çözüm sağlar.

Uzlaşma her zaman bir taviz değildir; gerçekçi bir değerlendirmeyle yapılan anlaşma, yılların belirsizliğinden ve yargılama riskinden kurtulmanın akılcı bir yolu olabilir. Biz her dosyada, dava ile uzlaşmanın getiri ve risklerini açıkça karşılaştırıp kararı size bırakırız.

Tazminat dosyasında en sık yapılan hatalar

Yıllar içinde tekrar eden hatalar, çoğu zaman haklı dosyaları zayıflatır. En sık görülenler:

  • Delilleri toplamadan beklemek: Kaza yeri fotoğrafları, kamera kayıtları, tanık bilgileri ve hastane evrakı zamanla kaybolur. Olaydan hemen sonra delil tespiti büyük önem taşır.
  • Sağlık raporlarını ve maluliyet sürecini hafife almak: Tedavi tamamlanmadan ve kalıcı maluliyet netleşmeden açılan dava, zararı eksik hesaplayabilir.
  • Zamanaşımını yanlış hesaplamak: Özellikle fiilin suç oluşturduğu hâllerde uzamış sürelerin gözden kaçması, hem hak kaybına hem de gereksiz vazgeçmeye yol açar.
  • Yanlış muhatabı ya da yanlış mahkemeyi seçmek: Sigortacıya karşı manevi tazminat istemek veya idarenin kusurunda adli yargıya başvurmak gibi hatalar, süre ve emek kaybına neden olur.
  • Sosyal medyada paylaşım yapmak: Yaralanma iddiasıyla bağdaşmayan görüntüler, davalı tarafça aleyhe delil olarak kullanılabilir.

Yurt dışında ya da başka şehirde olsanız da süreci yürütüyoruz

Tazminat davasını açmak ve takip etmek için duruşmalara bizzat katılmanız çoğu zaman gerekmez. Düzenleyeceğiniz bir vekâletname ile dosyanızı baştan sona biz yürütürüz; yurt dışındaysanız konsolosluk onaylı vekâletname ya da apostilli noter vekâleti yeterli olur. Bu sayede İstanbul dışında bir şehirde meydana gelen kazalarda da, ülkede bulunmasanız bile davanızı açabilir, deliller toplanır ve karar alınana dek süreç takip edilir.

Sürecin başında sizden olayın anlatımını ve elinizdeki tüm belgeleri (rapor, tutanak, fatura, poliçe, yazışmalar) isteriz; dosyayı kurar, talep edilebilecek kalemleri ve gerçekçi bir tahmini değeri sizinle paylaşırız. Durumunuzu değerlendirmek için bizimle iletişime geçebilirsiniz.

Tazminat dosyanızı nasıl yürütüyoruz

Ön değerlendirme ve dosyanın incelenmesi

Olayı ve elinizdeki belgeleri (rapor, tutanak, fatura, poliçe, yazışmalar) bize iletirsiniz. Kusur, zarar ve zamanaşımı açısından dosyanızı inceler; açılmaya değer bir davanın olup olmadığını ve hangi kalemlerin talep edilebileceğini açıkça söyleriz.

Vekâletname ile yetkilendirme

Bizi bir vekâletname ile yetkilendirirsiniz. Başka şehirde ya da yurt dışındaysanız noter/konsolosluk onaylı vekâlet yeterlidir; süreci uzaktan yürütürüz.

Delillerin toplanması ve zararın hesaplanması

Kaza tutanağı, hastane kayıtları, kamera görüntüleri, tanık bilgileri ve maluliyet raporları toplanır; maddi zarar kalemleri ve manevi tazminat talebi gerçekçi biçimde belirlenir.

Arabuluculuk / ihtar ve uzlaşma denemesi

Gereken hâllerde dava şartı arabuluculuğu yürütür, karşı tarafa ihtar çeker ve makul bir uzlaşma mümkünse bunun getiri-risk dengesini sizinle değerlendiririz.

Davanın açılması ve gerekirse ihtiyati tedbir

Görevli ve yetkili mahkemede dava dilekçesini sunar; borçlunun malvarlığını kaçırma riski varsa ihtiyati tedbir veya ihtiyati haciz talep ederiz.

Yargılama ve bilirkişi sürecinin takibi

Duruşmaları takip eder, bilirkişi raporlarını denetler ve aleyhe noktalara süresinde itiraz ederiz. Gerekirse istinaf ve temyiz aşamalarını yürütürüz.

Tahsilat: kararın icraya konması

Lehinize verilen kararı borçlu ödemezse ilamlı icra takibi başlatır; sigorta limiti dâhilindeki kısım sigortacıdan, aşan kısım kusurlu kişiden tahsil edilir.

Tazminat davası hakkında sık sorulan sorular

Tazminat davası açmak için ne kadar sürem var?

Haksız fiilde kural, zararı ve faili öğrendiğiniz tarihten itibaren 2 yıl, her hâlde olay tarihinden itibaren 10 yıldır (TBK m. 72). Ancak fiil aynı zamanda suç oluşturuyorsa, ceza kanunundaki daha uzun zamanaşımı süresi hukuk davasına da uygulanır; bu nedenle 2 yılı geçmiş birçok dosya hâlâ açılabilir durumdadır. Sürenizin dolup dolmadığını avukata incelettirmeden vazgeçmeyin.

Maddi ve manevi tazminatı aynı davada birlikte isteyebilir miyim?

Evet. Uygulamada çoğu dosyada maddi tazminat (tedavi gideri, kazanç kaybı, destek kaybı gibi) ile manevi tazminat birlikte talep edilir. İkisinin doğru ayrıştırılması, hem ispat stratejisi hem de harç ve vekâlet ücreti hesabı bakımından önemlidir.

Trafik kazasında kimden tazminat isteyebilirim?

Kusurlu sürücüden, aracın işleteni/sahibinden ve poliçe limitleri dâhilinde Zorunlu Trafik Sigortası şirketinden istenebilir. Maddi tazminat için dava öncesi sigortacıya yazılı başvuru kuraldır; manevi tazminat ise genellikle sigortadan değil kusurlu kişiden talep edilir.

Manevi tazminat tutarı neye göre belirleniyor?

Sabit bir tarife yoktur. Hâkim; olayın ağırlığını, tarafların kusur derecelerini, zarar görenin etkilenme boyutunu, tarafların ekonomik durumunu ve hakkaniyeti gözeterek takdir eder. Amaç zenginleştirmek değil, yaşanan elemi makul ölçüde gidermektir.

İş kazası geçirdim, hem SGK'dan gelir aldım hem tazminat davası açabilir miyim?

Evet. SGK'nın bağladığı gelir ve yaptığı ödemeler, mahkemenin hesapladığı zarardan mahsup edilir; geri kalan fark için işverene karşı maddi ve manevi tazminat davası açabilirsiniz. İş kazası davalarında görevli mahkeme İş Mahkemesidir.

Kazada bir yakınımı kaybettim, ben tazminat isteyebilir miyim?

Evet. Ölenin desteğinden yoksun kalan eş, çocuklar ve bakmakla yükümlü olduğu yakınlar destekten yoksun kalma tazminatı (maddi) ile kendi acıları için manevi tazminat talep edebilir. Bu kalemler ayrı ayrı hesaplanır.

Tazminat davası ne kadar sürer?

Kusuru tartışmasız basit dosyalar bir yıl içinde sonuçlanabilir; kusur, maluliyet ve hesap için bilirkişi gereken yaralanmalı/ölümlü dosyalar, itirazlar ve istinaf/temyiz ile birkaç yıla yayılabilir. Süreyi en çok bilirkişi süreci uzatır.

Dava masrafı ne kadar olur, kaybedersem ne öderim?

Temel kalemler başvurma ve nispi karar-ilam harcı, gider avansı (tebligat, bilirkişi, keşif) ve avukatlık ücretidir. Kazanırsanız harç ve masraflar karşı tarafa yükletilir ve lehinize vekâlet ücretine hükmedilir; kaybeden taraf ise karşı tarafın vekâlet ücretini ödeyebilir. Maddi durumu yetersiz olanlar için adli yardım da bir seçenektir.

Yurt dışındayım ya da başka şehirdeyim, duruşmaya gelmem gerekir mi?

Çoğu zaman gerekmez. Bir vekâletname ile süreci baştan sona biz yürütürüz; yurt dışındaysanız konsolosluk onaylı veya apostilli vekâlet yeterlidir. Başka şehirdeki kazalarda da davanızı açıp takip edebiliriz.

Kazada benim de kusurum varsa tazminat alamaz mıyım?

Alabilirsiniz. Müterafik (bölüşük) kusur hâlinde tazminat, kusur oranınız ölçüsünde indirilir (TBK m. 52), ancak tamamen ortadan kalkmaz. Karşı tarafın kusuru oranında tazminat isteyebilirsiniz.

Kamu hastanesindeki tıbbi hata için nereye dava açacağım?

Kamu hastanesinin hizmet kusurundan doğan zararlar adli yargıda değil, İdare Mahkemesinde tam yargı davası olarak ileri sürülür ve önce idareye başvuru gibi farklı usul kuralları işler. Özel hastane/hekim kaynaklı malpraktiste ise dava adli yargıda görülür.

Davayı kazandım ama karşı taraf ödemiyor, ne yapabilirim?

Lehinize verilen ilamı ilamlı icra takibiyle uygularsınız; borçlunun banka hesapları, taşınır-taşınmazları ve üçüncü kişilerdeki alacakları haczedilebilir. Trafik dosyalarında sigorta limitindeki kısım sigortacıdan tahsil edilir. Tahsil riskine karşı dava sırasında ihtiyati haciz de talep edilebilir.

Bana karşı haksız bir tazminat davası açıldı, ne yapmalıyım?

Davalı tarafı da temsil ediyoruz. Kusurun bulunmadığı veya paylaşılması gerektiği, illiyet bağının kesildiği, zararın iddia edildiği kadar olmadığı, talebin zamanaşımına uğradığı ve önceki ödemeler ile manevi tazminatın fahiş istendiği gibi savunmaları erkenden kurmak, ödeyeceğiniz tutarı önemli ölçüde sınırlayabilir.

Tazminat davası açmadan önce arabulucuya gitmek zorunda mıyım?

Ticari nitelikteki bazı taleplerde (örneğin tacire veya sigortacıya karşı) dava şartı arabuluculuk söz konusu olabilir; bu hâllerde arabulucuya başvurmadan dava açılamaz. Diğer uyuşmazlıklarda zorunlu olmasa da iyi hazırlanmış bir ihtar ve müzakere çoğu kez daha hızlı çözüm sağlar.

Başlayalım

Dilinizi konuşan bir Türk avukatla görüşün.

Ticari, kurumsal veya kişisel meselenizi bize iletin; gerçek bir Türk avukattan net, sabit ücretli bir yanıt alın — genellikle bir iş günü içinde.

★★★★★ 4.9 60 Google yorumu · Mondaq, Clutch ve Trustpilot'ta yer aldık
WhatsApp'tan yazın
Gerçek bir avukat yanıtlar — genelde gün içinde
WhatsAppE-postaRandevu alın