Tazminat

Trafik Kazası Tazminat Avukatı — Yaralanma ve Ölüm Tazminatı

Trafik kazasında yaralandıysanız ya da bu sayfayı ailenizden birini bir kazada kaybettiğiniz için okuyorsanız, Türk hukuku size birden fazla kapı açar: kusurlu sürücü, aracın işleteni ve onların zorunlu trafik sigortacısı. Sigortacıya, önce kimseyi dava etmeden doğrudan başvurabilirsiniz. Bu sayfadaki bir konu diğerlerinin hepsinden önce gelir, o yüzden en başta duruyor. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun (KTK) 109. maddesine göre motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler, zararı ve sorumluyu öğrendiğiniz tarihten itibaren kural olarak iki yılda, her hâlde kaza gününden itibaren on yılda zamanaşımına uğrar; kaza aynı zamanda suç teşkil ediyorsa — ağır yaralanmalı ve ölümlü kazalarda çoğu zaman böyledir — ceza kanunundaki daha uzun zamanaşımı uygulanır. Manevi tazminat talepleri ise m. 109'a değil, Türk Borçlar Kanunu'nun haksız fiil zamanaşımına tabidir; takvim orada da iki yıl / on yıl olarak işler ve ceza zamanaşımı uzaması orada da vardır. Kazanız aylar ya da yıllar önce olduysa, hakkınızın bittiğini varsaymadan önce süreyi kontrol ettirin. Hâlâ vaktiniz olduğunu varsaymadan önce de.

Dayanak mevzuat2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu (KTK) ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK); sigortacıya karşı tahkimde 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu
ZamanaşımıMaddi zararlarda kural olarak zararı ve sorumluyu öğrenmeden itibaren 2 yıl, her hâlde kazadan itibaren 10 yıl (KTK m. 109) — kaza suç teşkil ediyorsa daha uzun ceza zamanaşımı; manevi tazminatta TBK'nın haksız fiil zamanaşımı işler (o da 2 yıl / 10 yıl, kendi ceza zamanaşımı uzamasıyla)
Sigortacıya dava öncesiKTK m. 97 uyarınca önce sigorta şirketine yazılı başvuru zorunlu; en geç 15 gün içinde cevap gelmez ya da cevap talebi karşılamazsa dava veya tahkim yolu açılır
Nerede olmanız gerekiyorFark etmez — dosyayı vekaletname ile yürütürüz; duruşmalar için başka şehirden yola çıkmanız ya da her celse hazır bulunmanız gerekmez

Kimden tazminat istenir — ve ceza dosyası neden sizin davanız değil

Trafik kazasında bedensel zarar gördüyseniz Türk hukuku size hem sürücüye hem aracın işletenine karşı tazminat hakkı verir. Ayrıca aracın zorunlu trafik sigortacısına doğrudan başvurabilirsiniz; bunun için önce birini dava etmeniz gerekmez.

Kazadan sonra iki ayrı süreç yürür ve bunları birbirine karıştırmamak işinize yarar. Bir tarafta ceza soruşturması vardır: kolluk ve savcılık sürücünün suç işleyip işlemediğine bakar. Diğer tarafta hukuk tarafı, yani sizin para talebiniz. Ceza dosyası talebiniz açısından önemlidir — delil üretir ve zamanaşımınızı uzatabilir. Ama sizin davanız değildir. Hiçbir savcı sizin yerinize tazminat davası açmaz; ceza dosyasının kapanması da cebinize bir şey koymaz.

Hukuk tarafında genellikle aynı anda iki muhatabınız olur:

  • Sorumlu kişiler — sürücü ve aracın işleteni, yani aracı kendi hesabına çalıştıran kişi. Araç bir teşebbüsün unvanı ya da işletme adı altında çalıştırılıyorsa, o teşebbüs de işletenle birlikte tabloya girer.
  • Zorunlu trafik sigortacısı (ZMSS) — KTK, her işletene zorunlu mali sorumluluk sigortası yaptırma yükümlülüğü getirir ve zarar gören, poliçe limitleri içinde doğrudan sigorta şirketinden talepte bulunabilir.

Trafik kazası tazminatlarının büyük kısmı ikinci yoldan akar: daha hızlıdır ve sigortacının ödeme gücü vardır. Ama bu teminatın limitleri ve kanunda sayılmış istisnaları vardır. Hak edebileceğiniz kalemlerin bir bölümü — başta manevi tazminat — teminatın tamamen dışındadır. Yalnızca sigortacıya yöneltilmiş bir talep, zararınızın bir kısmını sessizce masada bırakabilir. İki yol baştan birlikte değerlendirilmelidir.

Bu sayfa bedensel zarar ve ölüm tazminatını anlatır. Araçta oluşan hasar ve değer kaybı ayrı bir maddi zarar kalemidir; aynı kazadan doğsa da farklı belgelerle, farklı bir yoldan yürür. Zararınız çarpışmanın kendisinden değil, kazadan sonraki tıbbi tedaviden doğduysa, o da başka bir dosyadır: tıbbi malpraktis.

Bu sayfa sizin durumunuza uyuyor mu?

Evet. Bedensel zararınız için sürücüye, aracın işletenine ve aracın zorunlu trafik sigortacısına doğrudan talep yöneltilebilir. Tedavi giderleri, kazanç kaybı, çalışma gücünün azalması ve ekonomik geleceğin sarsılması TBK m. 54 kapsamında ayrı kalemlerdir; manevi tazminat ise TBK m. 56 uyarınca sorumlu kişiden istenir.
Evet. Dosyanın merkezinde TBK m. 53 uyarınca destekten yoksun kalma tazminatı vardır; bu bir miras alacağı değildir, ölenin desteklediği kişilere kendi şahıslarına ait bir haktır. Cenaze giderleri ve — ölüm hemen gerçekleşmemişse — öncesindeki tedavi giderleri de talep edilir. Zorunlu sigortacıya karşı, ölenin kendi kusuruna denk gelen kısım teminat dışındadır (KTK m. 92/j).
Evet ve durum genellikle lehinizedir; yolcunun çarpışmada kusurlu olması nadirdir, bu da talepleri en çok küçülten indirimi ortadan kaldırır. Kazanın oluşuna göre hem içinde bulunduğunuz aracın hem de karşı aracın zorunlu trafik sigortacısı gündeme gelebilir. Takside, minibüste, dolmuşta, otobüste ya da otokarda idiyseniz taşıyanı not edin: taşıyanın kendi sorumluluğu ve kendi sigortası vardır.
Bu da bu sayfanın konusudur. 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 14. maddesiyle kurulan Güvence Hesabı, aracın tespit edilemediği (çarpıp kaçma), aracın sigortasız olduğu ve sigortacının mali bünye zafiyeti nedeniyle ödeme yapamadığı hâller için vardır. Zorunlu sigorta limitleri içinde karşılık verir ve kendi başvuru usulü ile kendi belge listesi vardır.

Zamanaşımı: KTK m. 109 ve neden ilk bakılacak şey bu

Sayfadaki en acil konu bu olduğu için ilginç kısımlardan önce geliyor. KTK m. 109, motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler için şu süreleri koyar:

  • zarar görenin hem zararı hem de sorumlusunu öğrendiği günden itibaren iki yıl; ve
  • ne bildiğinizden ve ne zaman öğrendiğinizden bağımsız olarak, kaza gününden itibaren en dışta on yıl.

Kritik bir istisna var. Maddi tazminat talebi, ceza kanununa göre suç sayılan bir fiilden doğuyorsa ve o suç için ceza kanunu daha uzun bir zamanaşımı öngörüyorsa, o daha uzun süre uygulanır. Taksirle yaralama ve taksirle öldürme trafikte kovuşturulan suçlardır; bu yüzden gerçek yaralanmanın ya da ölümün olduğu kazalarda süre çoğu zaman iki yıldan hayli uzundur. "İki yıl doldu, hakkım bitti" deyip dosyasını kapatan insanların bir kısmı tam da bu yüzden yanılıyor. Kimse mahkûm olmamış olsa bile ceza dosyasını bulmanın değerli olmasının sebebi de budur.

Manevi tazminat talepleri m. 109'un lafzına girmez; onlar TBKTBK6098 sayılı Türk Borçlar KanunuTürkiye'deki neredeyse her özel hukuk sözleşmesinin arkasındaki kanun — sözleşme, haksız fiil, kira, hizmet, vekâlet ve sebepsiz zenginleşme.Sözlük →'nın haksız fiil zamanaşımına tabidir. Sonuç pratikte aynı yere çıkar: orada da zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiğiniz tarihten itibaren iki yıl, her hâlde fiilin işlendiği tarihten itibaren on yıl işler; fiil suç teşkil ediyorsa orada da ceza kanunundaki daha uzun zamanaşımı devreye girer. Yani takvim aynı, dayanak farklı. Bunu ayrıca yazmamızın sebebi şu: maddi ve manevi talepler tek dilekçede yürüse bile hukuken iki ayrı taleptir ve karşı taraf zamanaşımı savunmasını her biri için ayrı ayrı ileri sürer.

İki nokta daha:

  • Sigortacıya yazı yazmak saati durdurmaz. Aşağıda anlatılan başvuru, sigortacıyı dava edebilmek için önce yapılması gereken bir adımdır. Onu, süreniz içinde halledilecek bir iş olarak görün; süreyi sıfırlayan bir hamle olarak değil.
  • Kesilme iki yönlü işler. m. 109'a göre zamanaşımı sorumluya karşı kesilirse sigortacıya karşı da, sigortacıya karşı kesilirse sorumluya karşı da kesilir. Eski bir dosyada bu ayrıntı çok şey değiştirir.

Kazanız aylar ya da yıllar önce olduysa, hakkınızın bittiğini varsaymadan önce durumu kontrol ettirin — hâlâ vaktiniz olduğunu varsaymadan önce de. Kaza tarihini ve olayın ana hatlarını yazın; başka hiçbir şey konuşulmadan önce saat konusunda nerede durduğunuzu söyleyelim.

Kusursuz sorumluluk: sürücünün dikkatsizliğini ispat etmek zorunda değilsiniz

Bu noktayı çoğu zarar gören yanlış bilir ve yanılgı ona pahalıya patlar. Türk hukukunda trafik kazası sorumluluğu, sizin sürücünün dikkatsiz davrandığını ispat etmeniz üzerine kurulu değildir.

KTK m. 85'e göre bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, aracın işleteni doğan zarardan sorumludur. Araç bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında ya da bu teşebbüs tarafından kesilen bilet ile işletiliyorsa, işleten ile teşebbüs sahibi müteselsilen sorumlu olur. İşleten ayrıca sürücünün ve aracın işletilmesine katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumludur. Bu, tehlike esasına dayanan bir sorumluluktur: bir kusur tespitine değil, aracın işletilmesine bağlanır.

İşleten ancak KTK m. 86'daki kapıdan çıkabilir ve o kapı gerçekten dardır. Sorumluluktan kurtulmak için işletenin hepsini birden ispat etmesi gerekir:

  • kendisinin ve sorumlu olduğu kişilerin kusuru bulunmadığını;
  • araçtaki bir bozukluğun kazayı etkilemediğini; ve
  • kazanın mücbir sebepten ya da zarar görenin veya bir üçüncü kişinin ağır kusurundan doğduğunu.

İşleten bu kapıdan geçemez, ama sizin de kazada kusurlu olduğunuzu ispat ederse, hâkim tazminatı hâl ve şartlara göre indirebilir — kaldıramaz. Kısmi kusur bir indirimdir, bir savunma değil.

İki yan kural daha işinize yarar. Araç kaza sırasında işletilme hâlinde değilse ispat yükü döner: zarar görenin kusuru ya da araçtaki bozukluğun kazaya sebep olduğunu ispat etmesi gerekir. Ve KTK m. 111 uyarınca bu kanunla getirilen sorumluluğu kaldıran ya da daraltan anlaşmalar geçersizdir; bir kiralama sözleşmesindeki ya da bir tur kaydındaki madde, haklarınızı imzayla elinizden alamaz.

İşletenin kusursuz sorumluluğunun yanında sürücü, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK) uyarınca haksız fiil hükümlerine göre şahsen sorumlu kalır. Sürücü görevi sırasındaysa işveren de sorumlu olabilir.

Trafik sigortasına doğrudan talep — ve teminatın dışında kalanlar

KTK m. 91, işletenlere m. 85'teki sorumluluğu karşılamak üzere zorunlu mali sorumluluk sigortası — herkesin bildiği adıyla trafik sigortası — yaptırma yükümlülüğü getirir. Sizin açınızdan anlamı şu: bir kişinin peşinde koşmak zorunda değilsiniz. Poliçe limitleri içinde doğrudan sigorta şirketinden talepte bulunabilirsiniz ve teminatın işleyişi dosya dosya pazarlıkla değil, Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları ile standarttır.

Burada bilmeniz gereken bir gelişme var, çünkü sigortacıyla masaya oturduğunuz an karşınıza çıkar. Genel Şartlar bir dönem yalnızca teminatın işleyişini değil, tazminatın miktarının nasıl hesaplanacağını da belirleyen ölçüt olarak uygulandı. Anayasa Mahkemesi 2020 yılında verdiği kararla, KTK m. 90'da genel şartlara bu yetkiyi tanıyan ibareyi iptal etti; 2022 yılındaki bir başka kararıyla da aynı maddeye 7327 sayılı Kanunla eklenen düzenlemeyi iptal etti. Maddenin bugünkü hâline göre zorunlu sigorta kapsamındaki tazminat KTK'daki usul ve esaslara göre belirlenir; kanunun düzenlemediği hâllerde — manevi tazminat dahilTürk Borçlar Kanunu'nun haksız fiil hükümleri uygulanır. Pratik karşılığı şu: sigortacının önünüze koyduğu hesap tablosu tazminatınızın tavanı değildir. Miktar tartışması genel şartların iç mantığında değil, kanunun zemininde yürür.

Pratikte kazandığınız şeyler:

  • Ödeme gücü olan bir muhatap. Sürücünün malvarlığı olup olmaması, adresinde bulunup bulunmaması, tebligatın gidip gitmemesi tazminatınızın ödenip ödenmeyeceğini belirlemez.
  • Bulunabilir bir muhatap. Sigortacı, kaza tespit tutanağındaki plakadan merkezî sigorta kayıtları üzerinden tespit edilir. Aracı kimin sigortaladığını öğrenmek için karşı tarafın iyi niyetine ihtiyacınız yoktur.
  • Belirli limitler. Teminat, kaza tarihinde yürürlükte olan poliçeye göre kişi başına ve kaza başına sınırlıdır. Zararınız limiti aşarsa aşan kısım, işleten ve sürücüden şahsen istenir — iki yolun birlikte yürütülmesinin sebeplerinden biri budur.

Teminatın kanunda sayılan istisnaları da vardır. KTK m. 92'dekilerden bedensel zarar dosyalarında en çok işe karışanlar:

  • Manevi tazminat teminat dışıdır (m. 92/f). Acı, üzüntü ve yas, zorunlu trafik sigortacısından değil sorumlu kişiden istenir.
  • Kendi kusur payınız teminat dışıdır (m. 92/g). Zorunlu sigortacının yükü zararınızın tamamına değil, sigortalının kusur payına bağlıdır.
  • Ölümlü dosyalarda ölenin kendi kusuruna denk gelen kısım sigortacıya karşı teminat dışındadır (m. 92/j).

Araçta, zorunlu poliçenin üstüne bir de ihtiyari mali mesuliyet (İMM) sigortası yaptırılmış olabilir. Bu, zorunlu teminatın sınırlarını aşan zararlar bakımından ikinci bir muhatap ihtimali demektir. Ancak İMM'nin neyi kapsadığı — manevi tazminata uzanıp uzanmadığı dahil — o poliçenin kendi şartlarına bağlıdır. Varsayılacak değil, poliçe metni üzerinden kontrol edilecek bir konudur; kontrol etmeden kimseye "manevi tazminatı İMM'den alırız" demeyiz.

Bu istisnaları doğru okumak önemli, çünkü hepsi aynı şey değil. Manevi tazminatta istisna yalnızca muhatabı değiştirir: kalem ortadan kalkmaz, zorunlu trafik sigortacısından değil sorumlu kişiden — sürücüden ve işletenden — istenir. Kendi kusur payınız ise böyle değildir ve bunu baştan bilmek gerekir: o pay, başka bir davalıya kaydırılan bir zarar kalemi değildir. KTK m. 86 ve TBK m. 52 uyarınca zarar görenin kusuru tazminattan yapılan bir indirimdir; indirilen kısım hiç kimseden — ne sigortacıdan, ne sürücüden, ne işletenden — alınamaz, üzerinizde kalır. Kusur oranı tartışmasının dosyanın kaderini belirlemesinin sebebi budur. Hangi kalemin hangi muhataptan isteneceği ise bir strateji sorusudur ve teklif geldikten sonra değil, en başta karara bağlanır.

Sigortacıyı dava etmeden önce ona başvurmak zorundasınız: KTK m. 97

Bu bir usul tuzağıdır ve dosyanızı boş yere geciktirebilir. KTK m. 97 uyarınca zarar gören, dava yoluna gitmeden önce, zorunlu mali sorumluluk sigortasında öngörülen sınırlar içinde sigorta şirketine yazılı olarak başvurmak zorundadır.

Mekanizma şöyle işler: sigorta şirketi başvuru tarihinden itibaren en geç 15 gün içinde başvuruyu yazılı olarak cevaplamazsa ya da verilen cevap talebi karşılamıyorsa, zarar gören dava açabilir veya 5684 sayılı Kanun çerçevesinde tahkime başvurabilir. Bu iki şeyden biri gerçekleşmeden sigortacıya giden kapı açılmaz.

Bunun pratikte size söylediği:

  • Başvuru gerçek bir başvuru olmalı. Genel Şartların aradığı belgeler olmadan giden bir başvuru, sigortacıya "15 gün hiç başlamadı" deme imkânı verir. Mesele dilekçe değil, belgelerdir.
  • 15 gün bir cevap süresidir, ödeme süresi değil. Talebinizi reddeden ya da kırıntısını teklif eden bir cevap da, sessizlik kadar etkili biçimde tahkim veya dava yolunu açar. Çoğu zaman en hızlı çıkış budur.
  • Bu şart sigortacıya özgüdür. Sürücüye ya da işletene karşı açacağınız dava için ön şart değildir.

Başvuru yapmadan dava açtıysanız da dosyanın bittiğini varsaymayın. Yerleşik içtihat, m. 97 başvurusunu davayı anında öldüren bir engel olarak değil, tamamlanabilir bir dava şartı olarak ele alır. Ama bu bir onarımdır, plan değil — ve m. 109 karşısında belki de olmayan bir zamanı harcar.

Sigorta Tahkim Komisyonu mu, mahkeme mi?

m. 97 yolu açıldıktan sonra önünüzde iki mecra vardır ve bunlar keyfe göre seçilecek alternatifler değildir. Farklı davalılara ulaşırlar.

Sigorta Tahkim Komisyonu, 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu ile kurulmuştur, sigorta uyuşmazlıklarını karara bağlar ve genel olarak mahkemelerden hızlıdır. Ancak menzili sigortacıda biter: poliçe limitleri içinde ve m. 92 istisnaları saklı kalmak üzere, sigorta şirketinin ne borçlu olduğunu çözer.

Zorunlu trafik sigortası bakımından bir noktayı net söyleyelim, çünkü sık sık gereksiz yere tereddüt konusu oluyor: sigortacının tahkim sistemine üye olup olmaması sizi ilgilendirmez. 5684 sayılı Kanun'un 30. maddesi uyarınca, ilgili mevzuatla zorunlu tutulan sigortalardan kaynaklanan uyuşmazlıklarda ilgili kuruluş sigorta tahkim sistemine üye olmasa dahi hak sahipleri tahkim usulünden yararlanabilir. Zorunlu trafik sigortası bu sigortalardandır. Yani tahkim kapısı size zaten açıktır; kimseden izin almanız ya da poliçe altındaki üyelik bilgisini araştırmanız gerekmez. KTK m. 97 de, sigortacıya yapılan başvurunun sonuçsuz kalması hâlinde tahkim yolunu açıkça anar.

Mahkeme herkese ulaşır: sigortacı, işleten, sürücü, işveren. Manevi tazminat orada karara bağlanır; poliçe limitini aşan kısım da oradan alınır. Yetki bakımından KTK m. 110, motorlu araç kazalarından doğan sorumluluk davalarının sigortacının şubesinin veya sigorta sözleşmesini yapan acentenin bulunduğu yer mahkemesinde ya da kazanın olduğu yer mahkemesinde açılabileceğini düzenler. Aynı madde, aracın işleteni veya sahibi Devlet ya da başka bir kamu tüzel kişisi olsa dahi bu davaların adli yargıda görüleceğini de teyit eder.

Dürüst özet: talep, limitler içinde kalan tamamen maddi bir sigorta talebiyse tahkim genellikle akıllı mecradır. Ciddi bir manevi tazminat, bir ölüm, tartışmalı bir maluliyet oranı ya da teminatı aşan bir zarar varsa, mahkeme davası tahkimin yapısı gereği yapamayacağı işi yapar. Çok sayıda dosya ikisini birden hak eder. Mecra tavsiyesini tıbbi ve kusur delilleri oluştuktan sonra veririz; öncesinde değil, çünkü o ana kadar hangi mecranın uyduğunu kimse söyleyemez.

Karar çıkar da karşı taraf gönüllü olarak ödemezse tahsilat kendi başına ayrı bir iştir: alacak tahsili ve icra tarafına bakın.

Neleri talep edebilirsiniz: tazminat kalemleri

KTK'nın düzenlemediği noktalarda ve manevi tazminatta 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK)'nun haksız fiil hükümleri uygulanır. Bu bir yorum değil, KTK m. 90'ın bugünkü hâlinin doğrudan sonucudur: zorunlu sigorta kapsamındaki tazminat kanundaki usul ve esaslara göre belirlenir, kanunun sustuğu yerde TBK devreye girer. Kalemler şöyle ayrılır.

Yaralanma hâlinde (TBK m. 54):

  • Tedavi giderleri — tıbbi ve hastane harcamaları.
  • Kazanç kaybı — çalışamadığınız dönemde yoksun kaldığınız gelir.
  • Çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar — sürekli maluliyet kalemi. Ciddi dosyalarda genellikle en büyük tek kalem budur.
  • Ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıplar — yaralanmanın, ölçülebilir gelir kaybının ötesinde kazanma ihtimallerinizi zedelediği hâller: görünür bir iz, mesleğinizin kapısını kapatan bir kısıt.

Ölüm hâlinde (TBK m. 53): cenaze giderleri; ölüm hemen gerçekleşmemişse tedavi giderleri ile çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar; ve ölenin desteğinden yoksun kalanların uğradığı kayıplar — aşağıda kendi bölümü var.

Manevi tazminat (TBK m. 56): hâkim, bedensel bütünlüğün zedelenmesi durumunda olayın özelliklerini göz önünde tutarak uygun bir miktar ödenmesine karar verebilir; ağır bedensel zarar veya ölüm hâlinde yakınlara da uygun bir manevi tazminat ödenmesine hükmedilebilir. Bu kalemin KTK m. 92/f ile zorunlu trafik sigortası teminatının dışında bırakıldığını unutmayın — sorumlu kişiden istenir.

Tedavi giderlerinde Türkiye'ye özgü bir nokta var. KTK m. 98 uyarınca trafik kazası sebebiyle sağlık kuruluşlarınca verilen sağlık hizmet bedelleri, kazazedenin sosyal güvencesi olup olmadığına bakılmaksızın Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından karşılanır. Bu, talebin şeklini de belirler: tedaviyi SGK üstlenmişse tedavi giderleri, sigortacıya karşı canlı bir kalem olarak kalmayabilir. Yine de her belgeyi ve her fişi saklayın; neyin karşılandığı, neyin karşılanmadığı bir delil meselesidir.

Trafik kazası tazminatı hesaplama aracımız, bir talebin şeklini modellemenizi sağlar. Çıktısını dosyanızın değeri olarak değil, yöntemin bir örneği olarak okuyun: gerçek rakamı, siz bu satırları okurken henüz var olmayan kusur ve maluliyet raporları belirler.

Yaygın kanı

"İki yıl geçti, artık tazminat isteyemem."

Doğrusu

Her zaman doğru değil. KTK m. 109'daki iki yıllık süre, zararı ve sorumluyu öğrendiğiniz tarihten işler; ayrıca kaza ceza kanununa göre suç sayılan bir fiilden doğuyorsa ve o suç için daha uzun bir zamanaşımı öngörülmüşse, o daha uzun süre uygulanır. Taksirle yaralama ve taksirle öldürme trafikte kovuşturulan suçlardır, bu yüzden gerçek yaralanmanın olduğu kazalarda süre çoğu zaman iki yıldan uzundur. Kimse mahkûm olmamış olsa bile ceza dosyasını bulmak bu yüzden değerlidir.

Yaygın kanı

"Tazminat almak için sürücünün dikkatsiz davrandığını ispat etmem gerekir."

Doğrusu

Kural olarak hayır. KTK m. 85'e göre aracın işleteni, aracın işletilmesinden doğan zarardan sorumludur ve sürücünün kusurundan kendi kusuru gibi sorumlu olur. İşleten ancak m. 86'daki dar kapıdan — kusursuzluğunu, araçtaki bozukluğun kazayı etkilemediğini ve kazanın mücbir sebepten ya da zarar görenin veya üçüncü kişinin ağır kusurundan doğduğunu birlikte ispat ederek — kurtulabilir. İspat yükü sizin değil, işletenin üzerindedir.

Yaygın kanı

"Sigorta şirketinin önüme koyduğu hesap tablosu tazminatımın üst sınırıdır."

Doğrusu

Hayır; o bir tekliftir. Anayasa Mahkemesi 2020 yılında KTK m. 90'da genel şartlara tazminatın miktarını belirleme yetkisi tanıyan ibareyi, 2022 yılındaki bir başka kararıyla da aynı maddeye 7327 sayılı Kanunla eklenen düzenlemeyi iptal etti. Maddenin bugünkü hâline göre zorunlu sigorta kapsamındaki tazminat KTK'daki usul ve esaslara göre belirlenir; kanunun düzenlemediği hâllerde — manevi tazminat dahil — TBK'nın haksız fiil hükümleri uygulanır. Hesaplama yöntemi tartışılabilir.

Kusur oranı ve maluliyet: paranın gerçekte belirlendiği yer

Bir trafik kazası dosyasında paranın çoğunu iki bilirkişiBilirkişiMahkemece görevlendirilen uzmanTeknik ya da uzmanlık gerektiren bir konuda mahkemenin görüş almak için görevlendirdiği uzman.Sözlük → tespiti belirler. Geri kalan hemen her şey, bunların etrafındaki usuldür.

Kusur oranı. Mahkemenin ya da komisyonun görevlendirdiği bilirkişi kazayı yeniden kurar ve tarafların kusurunu yüzde olarak ifade eder. Ham madde kaza tespit tutanağı, olay yeri krokisi, o gün alınan beyanlar, araçlardaki hasar izleri ve varsa kamera ya da araç kamerası kaydıdır. Tazminatınız kendi kusur payınız oranında iner ve bu bir kaydırma değil, gerçek bir eksilmedir: indirilen pay başka bir davalıdan istenebilecek bir kalem değildir, üzerinizde kalır. Zorunlu sigortacıya karşı ise KTK m. 92/g bu payı ayrıca teminatın büsbütün dışına çıkarır. Kusur raporu bir bilirkişi görüşüdür, doğa kanunu değil. İtiraz edilebilir; zayıf bir tutanak üzerine kurulmuşsa çoğu zaman itiraz edilmelidir.

Maluliyet. Sağlık kurulu, kalıcı kaybınızı, kazanıza uygulanacak maluliyet yönetmeliğine göre, tıbbi kayıtlarınız ve muayene üzerinden yüzde olarak belirler. Bu oran sonra, kazancınız ve kabul gören yaşam tabloları kullanılarak kaybı çalışma hayatınıza yayan bir aktüeryal hesaba girer.

Bundan üç pratik sonuç çıkar ve dosyalar tam da bu yüzden erken kazanılır ya da kaybedilir:

  • Sağlık kurulu raporu, tutar üzerindeki en büyük koldur. Düşük belirlenmiş ya da durumunuz oturmadan alınmış bir maluliyet oranı talebi kalıcı olarak aşağı çeker. Yanlışsa itiraz etmeye değer.
  • Zamanlama önemlidir. Tedavi tamamlanmadan yapılan değerlendirme, hareket hâlindeki bir hedefi ölçer ve genellikle sigortacının lehine ölçer.
  • Devam eden tedaviniz delildir. Fizik tedavi, kontroller ve uzman görüşleri, zararın taburcu olduğunuz gün bitmediğini gösteren şeydir. En büyük kalemi ispat edecek belgeler çoğu zaman bir çekmecede birikip kalıyor.

Kusur oranı ile maluliyet oranı bir arada, tazminatın büyük bölümünü belirler; ikisi de rapora bağlı olduğu için ikisi de tartışmaya açıktır. Bir dosyada erken yapılacak en değerli iş, bu iki raporun dayanacağı delilleri sağlam kurmaktır.

Ölümlü kazalar: destekten yoksun kalma tazminatı

Bir yakınınızı trafik kazasında kaybettiyseniz, dosyanın merkezinde TBK m. 53 uyarınca destekten yoksun kalma tazminatı vardır. Bunun nasıl bir talep olduğunu anlamak işinize yarar, çünkü yapısı dışarıdan bakınca göründüğü gibi değildir.

Bu bir miras alacağı değildir. Terekeden geçmez ve miras gibi paylaştırılmaz. Ölenin fiilen desteklediği ya da hayatın olağan akışında desteklemeye devam edecek olan kişilere, kendi şahıslarına ait bir haktır. Bu ilke yerleşik içtihatta oturmuştur ve somut sonuçları vardır:

  • Destek olgusaldır, şeklî değildir. Çember yasal mirasçılarla sınırlı değildir. Eş, çocuklar ve anne-baba olağan talep sahipleridir; ama ölçüt bir belgedeki satır değil, gerçek ya da makul olarak beklenen destektir.
  • Her talep sahibinin tazminatı kendisinindir. Kişinin kendi destek durumu üzerinden hesaplanır: ne alıyordu ve ne kadar süre almaya devam edecekti.
  • Yakınlar ayrıca kendi adlarına manevi tazminat isteyebilir (TBK m. 56) — bu kalemin zorunlu trafik sigortası teminatı dışında kaldığını ve sorumlu kişiden istendiğini hatırlayarak.

Ölümlü dosyalarda cenaze giderleri de talep edilir; ölüm hemen gerçekleşmemişse öncesindeki tedavi giderleri de. Zorunlu sigortacıya karşı KTK m. 92/j'yi hatırlayın: talebin, ölenin kendi kusuruna denk gelen kısmı teminat dışındadır.

Hesap, ölenin gerçek kazancı ve koşulları ile size fiilen akan destek üzerine kurulur. Bu yüzden desteğin nasıl kanıtlandığı — ödemeler, dekontlar, evin gerçek düzeni — dosyanın kenarında değil, tam ortasında durur. Erken toplayın; yıllar sonra yeniden kurmak çok zordur.

Sigortasız araç, çarpıp kaçan sürücü, ödeyemeyen sigortacı: Güvence Hesabı

En sık duyduğumuz cümlelerden biri şu: "Araç kaçtı, plakayı kimse alamadı, yapacak bir şey yok." Şart değil.

5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 14. maddesi ile kurulan Güvence Hesabı, tam da zorunlu sigorta sisteminin sonuç üretemediği hâller için vardır. Genel hatlarıyla:

  • zarara sebep olan aracın tespit edilememesi — çarpıp kaçma hâli;
  • aracın, KTK m. 91'deki yükümlülüğe aykırı olarak sigortasız olması;
  • sigortacının mali bünye zafiyeti nedeniyle ödeme yapamayacak durumda olması;
  • ve 14. maddede tanımlanan diğer bazı hâller.

İki dürüst kayıt. Hesap, zorunlu sigorta limitleri içinde karşılık verir: eksik olan ZMSS'nin yerine geçer, onun daha iyi bir sürümü değildir. Dolayısıyla ondan bekleyeceğiniz şey de m. 92 mantığına tabidir. Ve kendi başvuru usulü ile kendi belge listesi vardır; bunlar bir sigorta şirketininkiyle birebir aynı değildir. Başvurular esastan çok evraktan düşer.

Pratik mesaj: çarpıp kaçan bir araç ya da sigortasız çıkan bir sürücü, pes etme anı değil, durumu kontrol ettirme anıdır. Bu yolu açık tutan şey o gün tutulan kaza tespit tutanağı ile zamanında yapılan şikâyettir. Aşağıdaki delil bölümü, en umutsuz görünen dosyalarda en çok işe yarar.

Şimdi saklamanız gerekenler

Trafik kazası dosyaları ilk saatlerde üretilen belgelerle kazanılır, kimsenin toplamadığı belgelerle kaybedilir. Bu satırları kazadan kısa süre sonra okuyorsanız, harekete geçeceğiniz bölüm burasıdır.

  • Kaza tespit tutanağı. Dosyanın omurgası budur: kusur raporunu besler, araçları ve sigortalarını gösterir. Bir nüshasını alın. Kaza sürücüler arasında anlaşmalı tutanakla kapatıldıysa o formu saklayın.
  • Fotoğraf — hiçbir şey yerinden oynamadan. Araçların duruşu, plakalar, her araçtaki hasar, fren izleri, yol yüzeyi, levhalar, aydınlatma, hava durumu. Mümkünse karşı sürücünün belgelerini ve poliçesini de fotoğraflayın.
  • Kimlikler. Karşı aracın plakası, sürücünün adı, sigorta bilgileri. Tanıkların adı ve telefonu — tanıklar dakikalar içinde dağılır ve sonradan bulunamaz.
  • Tıbbi olan her şey. Acil kayıtları, görüntülemeler, epikriz, reçeteler ve fişler. Sonrasında da aynı düzeni sürdürün: devam eden tedavi, zararın taburcu olduğunuz gün bitmediğini gösterir.
  • Ceza dosyası. Savcılık soruşturma başlattıysa, o dosyada aksi hâlde parasını verip yeniden ürettirmeniz gereken bilirkişi çalışmaları ve beyanlar bulunur. Mağdursanız şikâyetinizin gerçekten kayda geçtiğinden emin olun.
  • Yolcuysanız — takside, otobüste, minibüste, dolmuşta — taşıyanı not edin. Taşıyanın kendi sorumluluğu ve kendi sigortası vardır; bu, sürücünün ötesinde ayrı bir yoldur.

Okumadığınız hiçbir şeyi imzalamayın. Ne yol kenarında, ne hastanede, ne de bir sigorta şirketinin bürosunda. Önünüze bir belge konup içeriği size sözlü olarak anlatılıyorsa, anlatılan şey belgenin kendisi değildir.

Erken teklif ve ibraname: KTK m. 111

Adını koymaya değer bir kalıp var. Teklif erken gelir: siz hâlâ ağrıdayken, cebinizden para çıkmışken ve ortada henüz bir maluliyet değerlendirmesi yokken. Bir uzlaşma olarak sunulur ve yanında imzalanacak bir ibraname ile gelir.

Sorun, teklifin mutlaka kötü olması değil. Sorun, kötü olup olmadığını henüz kimsenin bilememesi — teklifi veren dahil. Maluliyet oranı ile kusur dağılımı ortaya çıkmadan talebin ölçülebilir bir değeri yoktur; dolayısıyla teklif de bir şeyle karşılaştırılamaz. O aşamada bir rakama razı olmak pazarlık değildir; daha az bilgisi olan tarafın yaptığı bir tahmindir.

Türk hukuku bu sorunu görüyor. KTK m. 111'e göre:

  • bu kanunla öngörülen sorumluluğu kaldıran veya daraltan anlaşmalar geçersizdir; ve
  • tazminat miktarlarına ilişkin olup da açıkça yetersiz veya fahiş olan anlaşmalar ya da uzlaşmalar, yapıldıkları tarihten başlayarak iki yıl içinde iptal edilebilir.

İkinci kuralı dikkatle okuyun, çünkü iki yönlü keser. Sonradan uğradığınızı gördüğünüz kayıp karşısında açıkça yetersiz duran bir şey imzaladıysanız, bu otomatik olarak yolun sonu değildir. Ama pencere anlaşma tarihinden itibaren iki yıldır ve m. 109'un yanında işleyen, ondan ayrı ve daha kısa bir saattir. Güvenilecek bir emniyet ağı değil; kapanan dar bir kapıdır.

Kendi çalışma biçimimiz basit: tıbbi delil oluşmadan bir teklifi kabul edip etmemeniz konusunda görüş vermeyiz, çünkü o aşamada verilecek her görüş kılık değiştirmiş bir tahmin olur. Bir teklif aldıysanız ya da bir ibraname imzaladıysanız, ne olduğunu ve ne zaman olduğunu yazın — ilk bakacağımız şey belgenin tarihidir.

2918SAYILI KANUN
Karayolları Trafik Kanunu (KTK) · m. 85, 92, 97, 109, 111

İşletenin kusursuz sorumluluğunu, zorunlu trafik sigortasının teminatını ve istisnalarını, sigortacıya dava öncesi zorunlu başvuruyu, zamanaşımını ve sorumluluğu daraltan anlaşmaların geçersizliğini düzenler.

6098SAYILI KANUN
Türk Borçlar Kanunu (TBK) · m. 53, 54, 56

Ölüm hâlinde cenaze giderleri ile destekten yoksun kalma, yaralanma hâlinde tedavi gideri, kazanç kaybı, çalışma gücü kaybı ve ekonomik geleceğin sarsılması kalemlerini; ayrıca manevi tazminatı düzenler.

5684SAYILI KANUN
Sigortacılık Kanunu · m. 14, 30

Güvence Hesabını (sigortasız araç, çarpıp kaçma, ödeme yapamayan sigortacı) ve Sigorta Tahkim Komisyonu yolunu — zorunlu sigortalarda kuruluş sisteme üye olmasa dahi — düzenler.

Trafik kazası dosyasında saat nasıl işler
15 günSigorta şirketinin, KTK m. 97 uyarınca yapılan yazılı başvuruyu cevaplaması için en geç süre; cevap gelmez ya da talebi karşılamazsa dava veya tahkim yolu açılır
2 yılMaddi zararlarda kural olarak zararı ve sorumluyu öğrendiğiniz tarihten itibaren (KTK m. 109); kaza suç teşkil ediyorsa ceza kanunundaki daha uzun zamanaşımı uygulanır
2 yılManevi tazminatta TBK'nın haksız fiil zamanaşımı: zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrenmeden itibaren; burada da ceza zamanaşımı uzaması vardır
2 yılTazminat miktarına ilişkin olup açıkça yetersiz ya da fahiş olan anlaşma ve uzlaşmaların iptali için, anlaşmanın yapıldığı tarihten itibaren (KTK m. 111)
10 yılMaddi zararlarda her hâlde kaza gününden itibaren dış sınır (KTK m. 109); manevi tazminatta da fiilin işlendiği tarihten itibaren aynı dış sınır işler

Trafik kazası dosyasını nasıl yürütüyoruz

Olayı bize anlatın

Olayın nasıl olduğunu ve elinizdeki belgeleri gönderin: kaza tespit tutanağı, hastane evrakı, fotoğraflar, sigortadan gelen yazılar. Bunları bir trafik kazası tazminat dosyasının gerektirdikleri karşısında inceler; ortada yürütülmeye değer bir talep olup olmadığını, neyin eksik olduğunu ve neye ihtiyaç duyulacağını açıkça söyleriz.

Önce saate bakarız

KTK m. 109 karşısındaki durumunuz her şeyden önce netleşir: zararı ve sorumluyu ne zaman öğrendiniz, on yıllık dış sınır devrede mi, ceza dosyası size daha uzun bir süre kazandırıyor mu. Manevi tazminat talebiniz varsa onun TBK'daki zamanaşımını ayrıca hesaba katarız. Süre yakınsa, geri kalan her adımın sırasını bu belirler.

Vekaletnameyi düzenleriz

Bulunduğunuz yerdeki bir noterden vekaletnameVekâletnameNoterden verilen temsil yetkisi belgesiBir avukatın ya da başka bir kişinin sizin adınıza hareket etmesine izin veren, noterde düzenlenen resmî belge.Sözlük → verirsiniz; hangi ilde olduğunuz fark etmez. Ücretimiz, işe başlanmadan önce yazılı olarak kararlaştırılır. Sağlık durumunuz seyahate uygun değilse ya da başka bir şehirdeyseniz süreç bundan etkilenmez.

Dosyayı kurarız

Kaza tespit tutanağını temin eder, aracın zorunlu trafik sigortacısını merkezî kayıtlar üzerinden tespit eder, aracın ihtiyari mali mesuliyet (İMM) poliçesi de varsa şartlarını inceler, varsa ceza soruşturması dosyasına girer, hastanedeki ve halen devam eden tedavinize ilişkin tıbbi kayıtları toplar; kusur ve maluliyet delillerini, dosyanın gideceği merciin arayacağı düzeye taşırız.

Sigortacıya KTK m. 97 başvurusu

Genel Şartların aradığı belgelerle birlikte yazılı başvuruyu yaparız; böylece 15 günlük cevap süresi gerçekten işlemeye başlar. Sessizlik ya da talebi karşılamayan bir cevap, tahkim veya dava yolunu açar — her iki sonuç da dosyayı ileri taşır.

Tahkim ya da mahkeme, sonra tahsilat

Sigortacıya karşı talebi Sigorta Tahkim Komisyonu'na ya da mahkemeye taşırız — zorunlu sigortalarda sigortacının tahkim sistemine üye olmaması bu yolu kapatmaz. Sigortanın karşılamadığı kısmı — manevi tazminatı ve limiti aşan bölümü — işleten ve sürücüye karşı yürütürüz. Karar gönüllü olarak yerine getirilmezse icra yoluyla tahsil ederiz.

Şimdi ne yapmalısınız

Trafik kazası dosyaları ilk saatlerde üretilen belgelerle kazanılır, kimsenin toplamadığı belgelerle kaybedilir. Elinizde ne olduğunu şu listeyle kontrol edin.

Trafik kazası tazminatı: sık sorulan sorular

Kazadan sonra tazminat istemek için ne kadar sürem var?

Maddi zararlar bakımından KTK m. 109 uygulanır: kural olarak zararı ve sorumluyu öğrendiğiniz tarihten itibaren iki yıl, her hâlde kaza gününden itibaren on yıl. Kaza aynı zamanda suç teşkil ediyorsa ve ceza kanunu o suç için daha uzun bir zamanaşımı öngörüyorsa, o daha uzun süre uygulanır; ölümlü ve ciddi yaralanmalı kazalarda durum çoğu zaman böyledir. Manevi tazminat talepleri m. 109'a değil, TBK'nın haksız fiil zamanaşımına tabidir; orada da iki yıl / on yıl işler ve suç teşkil eden fiillerde ceza zamanaşımı uzaması orada da vardır. Yani pratik cevap aynı yere çıkar, dayanak farklıdır. Bu istisna somut suça bağlı olduğu için, sizin dosyanızdaki süre iki yönde de varsayılacak değil, kontrol edilecek bir konudur.

Sürücünün kusurlu olduğunu ispat etmek zorunda mıyım?

Kural olarak hayır ve bu çoğu kişiyi şaşırtıyor. KTK m. 85'e göre aracın işleteni, aracın işletilmesinden doğan zarardan sorumludur ve sürücünün kusurundan kendi kusuru gibi sorumlu olur. m. 86'ya göre işleten ancak kendisinin ve sorumlu olduğu kişilerin kusursuzluğunu, araçtaki bir bozukluğun kazayı etkilemediğini ve kazanın mücbir sebepten ya da zarar görenin veya bir üçüncü kişinin ağır kusurundan doğduğunu ispat ederek kurtulabilir. Bu ağır bir ispat yüküdür ve sizin değil, işletenin üzerindedir.

Sigorta şirketinden doğrudan tazminat isteyebilir miyim?

Evet, poliçe limitleri içinde; zorunlu trafik sigortası (ZMSS) sisteminin size sağladığı asıl fayda budur. Ancak KTK m. 97, sigortacıyı dava etmeden önce ona yazılı başvurmanızı şart koşar. Sigorta şirketi başvuru tarihinden itibaren en geç 15 gün içinde yazılı cevap vermezse ya da cevap talebinizi karşılamıyorsa, dava açabilir veya 5684 sayılı Kanun çerçevesinde tahkime gidebilirsiniz.

Sigorta tahkimi mi, mahkeme mi? Hangisi bana uygun?

Bu sadece bir hız sorusu değil, çünkü ikisi farklı davalılara ulaşır. 5684 sayılı Kanun kapsamındaki Sigorta Tahkim Komisyonu genel olarak daha hızlıdır, ama yalnızca sigortacının poliçe limitleri içinde ve m. 92 istisnaları saklı kalmak üzere ne borçlu olduğuna karar verir. Sigortacınızın tahkim sistemine üye olup olmaması burada engel değildir: 5684 sayılı Kanun'un 30. maddesi uyarınca, zorunlu tutulan sigortalardan doğan uyuşmazlıklarda ilgili kuruluş sisteme üye olmasa dahi hak sahipleri tahkim usulünden yararlanabilir. Mahkeme ise işletene ve sürücüye de ulaşır, manevi tazminatı karara bağlar ve teminatı aşan kısmı alır. Ölüm, ciddi manevi tazminat ya da limiti aşan bir zarar varsa mahkeme davası, tahkimin yapısı gereği yapamayacağı işi yapar. Pek çok dosya ikisini birden hak eder ve tercih, tıbbi ve kusur delilleri oluştuktan sonra yapılır.

Manevi tazminatı trafik sigortasından isteyebilir miyim?

Hayır. KTK m. 92/f, manevi tazminat taleplerini açıkça zorunlu trafik sigortası teminatının dışında bırakır. Manevi tazminat, TBK m. 56 uyarınca sorumlu kişiden — sürücü ya da işletenden — istenir; kalem ortadan kalkmaz, yalnızca muhatabı değişir. Araçta zorunlu poliçenin üstüne bir de ihtiyari mali mesuliyet (İMM) sigortası yaptırılmış olabilir; ancak bu teminatın manevi tazminata uzanıp uzanmadığı o poliçenin kendi şartlarına bağlıdır ve varsayılmadan, poliçe metni üzerinden kontrol edilmesi gerekir. Yalnızca zorunlu sigortacıya yöneltilmiş bir talebin neden eksik kalabildiğinin başlıca sebeplerinden biri budur.

Kazada benim de kusurum var. Hakkım bitti mi?

Hayır, ama etkisini doğru anlamak gerekir. KTK m. 86 ve TBK m. 52 uyarınca zarar görenin kusuru, hâkimin tazminatı hâl ve şartlara göre indirmesi için bir sebeptir; hakkı ortadan kaldıran bir sebep değil. Şunu da açıkça söyleyelim: indirilen pay, başka bir davalıdan istenebilecek bir kalem değildir — o kısım kalıcı olarak üzerinizde kalır, kimseden alınamaz. Sigorta tarafında ayrıca m. 92/g, sizin kusur payınıza denk gelen kısmı zorunlu sigortacının teminatı dışına çıkarır. Kusur, yüzdelerle ifade edilen bir bilirkişi raporuyla belirlenir ve o rapor bir görüştür, bir olgu değil. İtiraz edilebilir.

Karşı taraf sigortasızdı ya da kaçtı. Tazminat alabilir miyim?

Bunun için 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 14. maddesindeki Güvence Hesabı vardır. Zorunlu sigorta limitleri içinde; aracın tespit edilemediği (çarpıp kaçma), aracın sigortasız olduğu, sigortacının mali bünye zafiyeti nedeniyle ödeme yapamadığı ve 14. maddede tanımlanan diğer bazı hâllerde karşılık verir. Kendi başvuru usulü ve belge listesi vardır. Bu yolu açık tutan şey, o gün tutulmuş bir kaza tespit tutanağı ile zamanında kayda geçmiş bir şikâyettir.

Yakınımı trafik kazasında kaybettim. Kimler tazminat isteyebilir?

Dosyanın merkezinde TBK m. 53 uyarınca destekten yoksun kalma tazminatı vardır. Bu bir miras alacağı değildir ve miras gibi paylaştırılmaz: ölenin fiilen desteklediği ya da desteklemeye devam edecek olan kişilere kendi şahıslarına ait bir haktır. Destek olgusal bir meseledir ve çember yasal mirasçılarla sınırlı değildir. Yakınlar ayrıca TBK m. 56 uyarınca kendi adlarına manevi tazminat isteyebilir; bu kalem zorunlu sigortacının teminatı dışındadır, sorumlu kişiden istenir. Cenaze giderleri, ölüm hemen gerçekleşmemişse öncesindeki tedavi giderleriyle birlikte talep edilir.

Kazada yolcuydum. Durumum değişir mi?

Genellikle lehinize. Yolcunun çarpışmada kusurlu olması nadirdir; bu da talepleri en çok küçülten indirimi ortadan kaldırır. Kazanın oluşuna göre hem içinde bulunduğunuz araçla hem de karşı araçla ilgili talepleriniz ve bunların zorunlu trafik sigortacıları gündeme gelebilir. Takside, minibüste, dolmuşta, otobüste ya da otokarda idiyseniz taşıyanı not edin: taşıyanın kendi sorumluluğu ve kendi sigortası vardır.

Kaza sonrası hastane masraflarımı kim ödüyor?

KTK m. 98 uyarınca trafik kazası sebebiyle sağlık kuruluşlarınca verilen sağlık hizmet bedelleri, kazazedenin sosyal güvencesi olup olmadığına bakılmaksızın Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından karşılanır. Bu, talebin şeklini de belirler: tedaviyi SGK üstlenmişse tedavi giderleri sigortacıya karşı canlı bir kalem olarak kalmayabilir. Yine de her kaydı ve fişi saklayın — neyin karşılandığı, neyin karşılanmadığı bir delil meselesidir.

Sigorta şirketinin hesap tablosu tazminatımın üst sınırı mı?

Hayır. Sigortacılar tazminatı uzun süre Genel Şartların iç mantığına göre hesapladı; ancak Anayasa Mahkemesi 2020 yılında, KTK m. 90'da genel şartlara tazminatın miktarını belirleme yetkisi tanıyan ibareyi iptal etti ve 2022 yılındaki bir başka kararıyla aynı maddeye 7327 sayılı Kanunla eklenen düzenlemeyi de iptal etti. Maddenin bugünkü hâline göre zorunlu sigorta kapsamındaki tazminat KTK'daki usul ve esaslara göre belirlenir; kanunun düzenlemediği hâllerde — manevi tazminat dahil — Türk Borçlar Kanunu'nun haksız fiil hükümleri uygulanır. Önünüze konan tablo bir tekliftir, tavan değildir; hesaplama yöntemi tartışılabilir.

Sigorta şirketi teklif yaptı ve ibraname imzalatmak istiyor. Kabul edeyim mi?

Kimse ölçemeden olmaz. Maluliyet oranı ile kusur dağılımı ortaya çıkmadan talebin belirlenebilir bir değeri yoktur ve teklif bir şeyle karşılaştırılamaz. KTK m. 111'i de hatırlayın: kanunun getirdiği sorumluluğu kaldıran veya daraltan anlaşmalar geçersizdir; tazminat miktarına ilişkin olup açıkça yetersiz ya da fahiş olan anlaşma ve uzlaşmalar ise yapıldıkları tarihten başlayarak iki yıl içinde iptal edilebilir. Bir ibraname imzaladıysanız, bize ilk söylemeniz gereken şey üzerindeki tarihtir.

Aracımdaki değer kaybını da aynı dosyada isteyebilir miyim?

Değer kaybı, aracınızda oluşan maddi zarara ilişkin ayrı bir kalemdir; bu sayfa ise bedensel zarar ve ölüm tazminatını anlatıyor. İki talep aynı kazadan doğar, ancak dayandıkları belgeler ve yürüdükleri yol aynı değildir. Dosyanızda ikisi de varsa, hangi talebin hangi mecrada ve hangi sırayla yürütüleceğini baştan birlikte planlarız.

Süreç boyunca duruşmalara katılmam gerekir mi?

Kural olarak hayır. Vekaletname ile sizin adınıza biz hazır bulunuruz; başka bir şehirdeyseniz ya da sağlık durumunuz seyahate uygun değilse süreç bundan etkilenmez. Mahkemenin ya da sağlık kurulunun sizi bizzat görmesi gereken hâller olabilir — muayene ve maluliyet değerlendirmesi gibi; bunlar önceden bilinir ve planlanır.

Maluliyet oranım düşük belirlendi. Yapılacak bir şey var mı?

Sağlık kurulu raporu, tutar üzerindeki en büyük koldur; bu yüzden yanlış olduğunda üzerinde durmaya değer. Oran, kazanıza uygulanacak maluliyet yönetmeliği çerçevesinde, tıbbi kayıtlarınız ve muayene üzerinden belirlenir. Tedavi tamamlanmadan yapılan bir değerlendirme, hareket hâlindeki bir hedefi ölçer. Rapora itiraz edilebilir ve gerektiğinde yeniden değerlendirme talep edilebilir; buradaki delil, devam eden tedavinize ilişkin kayıtlarınızdır.

Dosyamla kim ilgilenecek ve ücret nasıl belirleniyor?

Büronun kurucu ortakları Av. Onur Çalışıcı (İstanbul Barosu 83426) ve Av. Oruç Aygün (İstanbul Barosu 83427); dosyanızdan baştan sona ikisinden biri sorumlu olur. Ücretimiz, işe başlanmadan önce yazılı olarak kararlaştırılan sabit bir ücrettir; böylece durumu önceden bilirsiniz. Avukatlık meslek kuralları bir avukatın davanın sonucunu garanti etmesine ya da öngörmesine izin vermez; biz de vermeyiz. Verebileceğimiz şey, siz herhangi bir taahhüt altına girmeden önce talebinize dair dürüst bir değerlendirmedir.

Başlayalım

Dilinizi konuşan bir Türk avukatla görüşün.

Ticari, kurumsal veya kişisel meselenizi bize iletin; gerçek bir Türk avukattan net, sabit ücretli bir yanıt alın — genellikle bir iş günü içinde.

★★★★★ 4.9 60 Google yorumu · Mondaq, Clutch ve Trustpilot'ta yer aldık
WhatsApp'tan yazın
Gerçek bir avukat yanıtlar — genelde gün içinde
WhatsAppE-postaRandevu alın