İcra, Alacak ve Dava

Kısmi Dava ve Belirsiz Alacak Davası Arasındaki Fark

Alacağınızın toplamını biliyorsanız bir kısmını dava edip gerisini saklı tutmak için kısmi dava (HMK m. 109); dava açarken alacağın kesin miktarını gerçekten belirleyemiyorsanız belirsiz alacak davası (HMK m. 107) açılır. İkisi birbirine benzer görünse de zamanaşımı, faiz ve mahkeme harcı bakımından alacağınızı çok farklı biçimde korur; bu yüzden hangi dava türünü seçtiğiniz, para alacağınızda vereceğiniz en kritik ilk karardır. Bu rehberde her iki davanın nasıl işlediğini, hangi durumda hangisinin uygun olduğunu ve sık yapılan hataları anlatıyoruz.

Kısmi dava ve belirsiz alacak davası alacaklı için neden önemli?

Para alacağınızı dava ederken kural olarak ne kadar alacağınız olduğunu dava dilekçesinde belirtmeniz gerekir. Oysa elinizde geçerli bir alacak olduğu halde, dava açtığınız anda kesin tutarı tespit edemiyor olabilirsiniz: zarar bir bilirkişi incelemesine bağlı olabilir, hesaba esas belgeler karşı tarafın elinde olabilir ya da faiz ve fer'iler işlemeye devam ediyor olabilir. Türk usul hukuku bu soruna iki ayrı araçla cevap verir; her ikisi de 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) içinde düzenlenmiştir.

  • Belirsiz alacak davası — HMK m. 107.
  • Kısmi dava — HMK m. 109.

Her ikisi de genel usul kuralları çerçevesinde, kural olarak asliye hukuk mahkemesinde; tacirler arasındaki ticari uyuşmazlıklarda ise asliye ticaret mahkemesinde görülür. Dışarıdan benzer görünseler de haklarınızı çok farklı biçimde korurlar. Bir borçluyu ya da karşı tarafı dava ederken en baştan doğru türü seçmek; alacağınızın ne kadarının zamanaşımına karşı korunacağını, faizin ne zaman işlemeye başlayacağını ve peşin ne kadar harç ödeyeceğinizi belirler. Alacak tahsili ve icra alanında çalışan ekibimiz açtığı her davada bu tercihi en baştan değerlendirir.

Yasal dayanak: Belirsiz alacak davası HMK m. 107'de; kısmi dava ise HMK m. 109'da düzenlenmiştir. Her ikisi de 6100 sayılı HMK içinde yer alır. Bu davaların etkileşim içinde olduğu zamanaşımı kuralları ise 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nda (TBK) düzenlenmiştir.

Kısmi dava nedir?

Kısmi dava, davacının aynı hukuki ilişkiden doğan bir alacağın ya da hakkın yalnızca bir kısmını bilerek dava ettiği, geri kalanını ise daha sonraya bıraktığı davadır. HMK m. 109'da düzenlenmiştir.

HMK m. 109'a göre temel şartlar

  • Bölünebilir talep konusu. Alacağın niteliği itibarıyla bölünebilir olması gerekir. Para alacağı bunun en tipik örneğidir.
  • Aynı hukuki ilişki. Dava edilen kısım ile saklı tutulan kısım aynı temel ilişkiden doğmalıdır — tek bir sözleşme, tek bir haksız fiil olayı gibi. Kısmi davaların çoğu, borcun bilindiği ancak alacaklının davayı denemek veya peşin masrafı sınırlamak istediği sözleşmeden doğan alacak uyuşmazlıklarından çıkar.

Bir kısmı dava etmek, gerisinden vazgeçmek anlamına gelmez

Kısmi dava açmak, kalan kısımdan feragat ettiğiniz anlamına gelmez. Açıkça saklı tuttuğunuzu belirtmeniz şart olmamakla birlikte, dava dilekçesinde fazlaya ilişkin haklarınızı saklı tuttuğunuzu yazmanız yerleşik ve sağlıklı uygulamadır. Kalan kısım için sonradan ayrı bir dava açabilir veya aynı davada talebinizi artırabilirsiniz.

2015 değişikliği

HMK m. 109'un ilk halindeki ikinci fıkra, talep konusunun miktarının taraflar arasında tartışmasız veya açıkça belirli olduğu hallerde kısmi dava açılmasını yasaklıyordu. Bu fıkra 6644 sayılı Kanun'la yürürlükten kaldırıldı (1 Nisan 2015 tarihinde kabul edilip 11 Nisan 2015 tarihli Resmî Gazete'de yayımlandı). O tarihten bu yana kısmi dava, taraflar arasında tartışmasız olan bölünebilir para alacakları da dahil olmak üzere geniş biçimde açılabilir hale geldi.

Kalan alacağı nasıl tahsil edersiniz?

Saklı tuttuğunuz bakiyeye ulaşmanın iki yolu vardır:

  • Aynı dava içinde ıslah (HMK m. 176-181). Davayı bir kez ıslah ederek talep edilen miktarı artırabilirsiniz; bu çoğunlukla bilirkişi raporu tutarı netleştirdikten sonra yapılır.
  • Ek dava. Bakiye için yeni ve ayrı bir dava açarsınız.

Buradaki kritik nokta zamanlamadır: Saklı tutulan kısımda hem temerrüt faizi hem de zamanaşımının kesilmesi kural olarak ilk dava tarihinden değil, ıslah ettiğiniz ya da ek davayı açtığınız tarihten itibaren başlar.

Zamanaşımı saatine dikkat: Kısmi dava, zamanaşımını (TBK m. 154 uyarınca) yalnızca fiilen talep ettiğiniz kısım için keser. Saklı tuttuğunuz kısım için zamanaşımı, ilk davanız sürerken işlemeye devam eder; ıslah etmeden ya da ek dava açmadan önce dolarsa, o bakiye alacak zamanaşımına uğrayabilir.

Belirsiz alacak davası nedir?

Belirsiz alacak davası, HMK m. 107 uyarınca, dava açıldığı tarihte alacağın kesin miktarını veya değerini belirlemenin davacıdan beklenemeyeceği ya da gerçekten imkânsız olduğu hallerde açılabilir. Hukuki ilişkiyi ve asgari bir miktarı veya değeri belirtir, gerçek tutar belirlenebilir hale gelince talebinizi kesinleştirirsiniz. Sebepsiz zenginleşme alacağı buna tipik bir örnektir; iade edilecek miktar çoğu zaman mahkeme delilleri inceleyene kadar net olarak belirlenemez.

HMK m. 107'ye göre nasıl işler?

  • Asgari miktar üzerinden dava açma. Hukuki dayanağı ve geçici bir asgari tutarı belirtirsiniz.
  • Tutarı kesinleştirme. Miktar belirlenebilir hale gelince — karşı tarafın verdiği bilgiler veya mahkemenin yürüttüğü tahkikat sonucunda — talebinizi tam tutara yükseltirsiniz. Önemli bir nokta: 2020 tarihli 7251 sayılı Kanun değişikliğinden sonra bu artırım basit bir talep artırımı ile yapılır ve artık kısmi davadaki gibi ıslaha gerek kalmaz.
  • İki haftalık kesin süre. HMK m. 107/2 uyarınca, miktar belirlenebilir hale geldiğinde talebinizi kesinleştirmek için iki haftalık kesin süreniz vardır. Bu artırım, iddianın genişletilmesi yasağına tabi değildir.
  • Talebinizi artırmazsanız, dava başlangıçta belirttiğiniz asgari tutar üzerinden karara bağlanır.

Alacaklılar bu davayı neden çoğu zaman tercih eder?

  • Zamanaşımı, yalnızca belirtilen asgari tutar için değil, alacağın tamamı için kesilir — kısmi davaya göre en büyük üstünlüğü budur.
  • Temerrüt faizi, alacağın tamamı için borçlunun temerrüde düştüğü tarihten itibaren işletilebilir; sonradan talebi artırdığınız tarihten değil.
Süreye dikkat: HMK m. 107/2'deki tutarı kesinleştirmeye ilişkin iki haftalık süre bir kesin süredir. Kaçırırsanız mahkeme davanızı ilk belirttiğiniz asgari tutar üzerinden karara bağlayabilir ve gerçek alacağınızın bir kısmı havada kalabilir.

Somut bir örnek

Diyelim ki bir şirket, ayıplı teslim edilen mallar nedeniyle alacaklı; ancak zararın kesin miktarı, henüz değerlendirme yapmamış bir mahkeme bilirkişisine bağlı.

  • Belirsiz alacak yolu. Şirket, örneğin 100.000 TL asgari tutar belirterek belirsiz alacak davası açar. Bilirkişi gerçek zararı sonradan 450.000 TL olarak tespit eder. Tutar belirlenebilir hale geldikten sonraki iki haftalık kesin süre içinde şirket, talep artırımı ile talebini 450.000 TL'ye yükseltir. Zamanaşımı, ilk dava tarihinde 450.000 TL'nin tamamı için kesilmiştir ve temerrüt faizi bu tutarın tamamı için borçlunun temerrüdünden itibaren işletilebilir.
  • Kısmi dava yolu (karşılaştırma). Şirket bunun yerine 100.000 TL'yi kısmi dava olarak talep edip kalan 350.000 TL'yi ıslah veya ek dava ile takip etseydi; zamanaşımı dava tarihinde yalnızca ilk 100.000 TL için kesilmiş olur, 350.000 TL'lik bakiyenin faizi ise kural olarak ancak sonraki ıslah ya da ek dava tarihinden itibaren işlerdi.

Buradaki rakamlar yalnızca açıklayıcıdır. Doğru dava türü, belirsizliğin gerçek olup olmadığına bağlıdır; bu da dava açılmadan önce verilmesi gereken hukuki bir değerlendirmedir.

Kısmi dava ile belirsiz alacak davası arasındaki temel farklar

Pratikteki fark, her aracın neyi koruduğuna iner.

ÖzellikKısmi dava (HMK 109)Belirsiz alacak davası (HMK 107)
Ne zaman kullanılırToplam bilinir ve bölünebilir; bir kısmını dava etmeyi seçersinizToplam, dava anında gerçekten belirlenemez
Zamanaşımı kesilen kısımYalnızca fiilen talep edilen kısımAlacağın tamamı
Bakiyeye işleyecek temerrüt faiziKural olarak sonraki ıslah / ek dava tarihindenTutarın tamamı için borçlunun temerrüdünden
Peşin harç (nispi harç)Dava edilen küçük kısım üzerinden hesaplanırBelirtilen asgari tutar üzerinden, sonra tamamlanır
Talebi artırma yöntemiIslah (HMK 176-181) veya ek davaİki haftalık kesin süre içinde talep artırımı; ıslaha gerek yok
Başlıca riskSaklı tutulan kısım zamanaşımına uğrayabilirTutar makul olarak hesaplanabilirse dava reddedilebilir

Harç boyutu

Para alacağında nispi harç (nispi karar ve ilam harcı ile başvurma harcı) belirttiğiniz değer üzerinden hesaplanır. Kısmi dava, yalnızca dava ettiğiniz küçük kısım üzerinden peşin harç ödemenize imkân verir; alacaklıların kısmi davayı tercih etmesinin en yaygın pratik nedeni budur. Sonradan talebinizi artırdığınızda — kısmi davada ıslahla, belirsiz alacak davasında talep artırımıyla — nispi harç, eklenen tutar üzerinden tamamlanır. Yani belirsiz alacak yolu harcı tümüyle ortadan kaldırmaz; bir kısmını ileriye erteler ama bu sırada zamanaşımının tamamını korur.

Dava açıldıktan sonra tür değiştirilebilir mi?

Türk mahkemeleri bu iki tür arasındaki tercihi esaslı bir usule ilişkin seçim olarak görür; en güvenli varsayım, dava açıldıktan sonra birini diğerine serbestçe çeviremeyeceğinizdir. Uygulamada Yargıtay olayın özelliklerine göre değerlendirir: davacının davayı yanlış nitelendirdiği hallerde mahkemeler bazen davayı doğrudan reddetmek yerine yeniden nitelendirebilir — örneğin yanlış seçilmiş bir belirsiz alacak davasını kısmi dava olarak değerlendirmek gibi. Ancak bu kurtarıcı yaklaşıma güvenmemelisiniz. Tür, dava dilekçesi aşamasında doğru seçilmelidir; çünkü mahkeme dönüştürmeyi reddedebilir ve geri kazanamayacağınız bir zemin kaybedebilirsiniz.

Yargıtay bu davalara nasıl yaklaşıyor?

Yargıtay, belirsiz alacak davasının dava anında gerçekten belirlenemeyen alacaklara özgülendiğini; yalnızca hesaplanması zahmetli veya zor olan alacaklar için kullanılamayacağını istikrarlı biçimde vurgulamıştır. Davacının miktarı makul olarak belirleyebileceği hallerde (örneğin sözleşmeyle belirlenmiş bir tutar), mahkemeler belirsiz alacak yolunu reddetmiştir. Hukuk Genel Kurulu ile iş ve ticaret daireleri, hem bu ölçüt hem de belirsiz alacak davasının zamanaşımını alacağın tamamı için kestiği kuralı bakımından yerleşik bir içtihat çizgisi oluşturmuştur.

İçtihatta iki nokta öne çıkar: Dava türü, dava dilekçesinde doğru tespit edilmelidir; davacı, belirsizliğin gerçek olduğunu ortaya koyabilmelidir. Yanlış tür altında dava açmak usule ilişkin sorunlara yol açabilir; her ne kadar mahkemeler bazen reddetmek yerine yeniden nitelendirse de. Bu yaklaşımlar olayın özelliklerine bağlı olduğundan ve zaman içinde gelişebildiğinden, tür dava açılmadan önce somut alacağınız bakımından değerlendirilmelidir.

İpucu: Yargıtay'ın belirsiz alacak davasına ilişkin tutumu her olayın koşullarına göre değişir. Dava açmadan önce alacağınızın gerçekten belirsiz olup olmadığını bir avukatla değerlendirmek isabetli olur. Bu rehber genel bilgilendirme amaçlıdır; somut dosyanıza ilişkin hukuki görüş yerine geçmez.

Alacağını dava edecek kişi ve şirketler için pratik yol haritası

Bir borcu ya da tazminatı dava edecekseniz, bu iki dava arasındaki tercih; ne kadar tahsil edeceğinizi, masrafınızı ve alacağınızın bir kısmının korunup korunmayacağını doğrudan etkiler.

  • Önce zamanaşımı sürelerini çıkarın. Süreleri 6098 sayılı TBK belirler: genel olarak on yıllık süre (TBK m. 146), bazı dönemsel ve belirli alacaklar için beş yıllık süre (TBK m. 147) ve haksız fiilde zararı ve faili öğrenmeden işleyen nispi süre ile mutlak süre ve varsa daha uzun ceza zamanaşımıyla örtüşme (TBK m. 72). Nasıl dava açacağınıza karar vermeden önce sürenizi bilin.
  • Şu an neyi ispatlayabileceğinize bakın. Tutar, borçlunun elindeki belgelere ya da mahkeme bilirkişisine bağlıysa belirsiz alacak davası sizi daha iyi koruyabilir.
  • Harç ile koruma arasındaki dengeyi tartın. Kısmi dava peşin harcı düşürür; ancak saklı tutulan kısımda zamanaşımı ve faiz korumasını zayıflatır.
  • Yalnızca hükmü değil, tahsilatı da planlayın. Davayı kazanmak işin yarısıdır; sonra ilamı 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu (İİK) uyarınca icra yoluyla tahsil etmek gerekir. Ticari alacaklarda tahsilat stratejisini en baştan kurmak önemlidir.
  • Vekille erken çalışın. Vekaletname ile davanızı bir avukat sizin adınıza açıp yürütebilir; iletişim sayfası üzerinden ekibimize ulaşabilirsiniz.

Hangi yolun alacağınıza uygun olduğunu değerlendirmemizi isterseniz iletişim sayfası üzerinden bize ulaşabilirsiniz.

Sıkça sorulan sorular

Kısmi dava ile belirsiz alacak davası arasındaki fark nedir?

Kısmi dava (HMK 109), bilinen ve bölünebilir bir alacağın yalnızca bir kısmını talep eder ve zamanaşımını yalnızca dava edilen kısım için keser. Belirsiz alacak davası (HMK 107) ise dava açıldığında kesin miktarın gerçekten belirlenemediği hallerde kullanılır; zamanaşımını alacağın tamamı için keser ve temerrüt faizini tutarın tamamı için temerrüt tarihinden itibaren talep etmenize imkân verir.

Dava açtıktan sonra kısmi davadan belirsiz alacak davasına geçebilir miyim?

Bunu serbestçe yapamayacağınızı varsaymak en güvenlisidir. Türk mahkemeleri bu tercihi, dava dilekçesinde doğru yapılması gereken esaslı bir usul seçimi olarak görür. Uygulamada Yargıtay bazen yanlış nitelendirilmiş bir davayı reddetmek yerine yeniden nitelendirir; ancak buna güvenmemelisiniz, çünkü mahkeme dönüştürmeyi reddedebilir. Türü dava açmadan önce belirleyin.

Kısmi dava açmak, alacağımın geri kalanından vazgeçtiğim anlamına gelir mi?

Hayır. HMK m. 109 uyarınca kısmi dava açmak, dilekçede açıkça feragat etmediğiniz sürece kalan kısımdan vazgeçmek anlamına gelmez. Ancak saklı tuttuğunuz kısım için zamanaşımı işlemeye devam eder; bu yüzden bakiyeyi ıslahla veya ek davayla, zamanaşımı dolmadan talep etmeniz gerekir. Dilekçede fazlaya ilişkin hakları saklı tutmak yerleşik uygulamadır.

Kısmi davadan sonra alacağın kalanını nasıl talep ederim?

İki yol vardır. Aynı dava içinde ıslahla (HMK 176-181) talebinizi artırabilirsiniz; bu çoğunlukla bilirkişi raporu tutarı netleştirdikten sonra yapılır. Ya da bakiye için ayrı bir ek dava açabilirsiniz. Saklı tutulan kısımda faiz ve zamanaşımının kesilmesi kural olarak ancak bu sonraki adımdan itibaren başlar.

Belirsiz alacak davası ne zaman en mantıklı olur?

Geçerli bir alacağınız olduğu halde dava açarken miktarı gerçekten belirleyemediğiniz durumlarda; örneğin zarar bir bilirkişi değerlendirmesine bağlıysa veya belgeler karşı tarafın elindeyse. HMK 107/2'deki 2020 değişikliğinden sonra, tutar belirlenebilir hale gelince iki haftalık kesin süre içinde talep artırımıyla rakamı kesinleştirirsiniz; ıslaha gerek kalmaz. Yargıtay, miktarın makul olarak hesaplanabildiği hallerde bu yolu reddeder.

Bu davalarda peşin harcı kim ve ne üzerinden öder?

Para alacağında nispi harç, dilekçede belirttiğiniz değer üzerinden hesaplanır. Kısmi davada yalnızca dava ettiğiniz küçük kısım üzerinden peşin harç ödersiniz; bu, kısmi davanın en yaygın pratik avantajıdır. Belirsiz alacak davasında ise belirttiğiniz asgari tutar üzerinden ödersiniz, talebi artırdığınızda harç eklenen tutar üzerinden tamamlanır.

Hangi mahkemede ve ne kadar sürede görülür?

Kural olarak asliye hukuk mahkemesinde; tacirler arasındaki ticari uyuşmazlıklarda asliye ticaret mahkemesinde görülür. Süre, dosyanın delil durumuna, bilirkişi incelemesine ve istinaf/temyiz aşamalarına göre değişir; bu nedenle sabit bir süre vermek doğru olmaz. Bilirkişi raporuna dayanan belirsiz alacak davaları, tutarın tespiti aşaması nedeniyle çoğu zaman daha uzun sürer.

Bu davaları açmak için zorunlu arabuluculuk gerekir mi?

Ticari alacaklarda ve işçi-işveren alacaklarında dava açmadan önce arabulucuya başvurmak çoğu uyuşmazlıkta dava şartı olarak öngörülmüştür. Kısmi dava ve belirsiz alacak davası da bu kapsamdaki bir alacağa dayanıyorsa, dava açmadan önce zorunlu arabuluculuk şartının yerine getirilmesi gerekir. Somut alacağınızın bu kapsamda olup olmadığını bir avukatla değerlendirmeniz isabetli olur.

Bu konuda avukata mı ihtiyacınız var?Sürecin tamamını, açık ve sabit bir ücretle baştan sona yürütüyoruz.
Bir avukatla görüşün

İlgili yazılar

Alacak Tahsili Nasıl Yapılır? İcra Takibi Süreci ve BelgelerMenfi Tespit Davası Nasıl Açılır? Şartlar, Teminat ve SüreSebepsiz Zenginleşme Davası: Hukuki Sebep Olmadan Ödenen Parayı Geri Alma
Başlayalım

Dilinizi konuşan bir Türk avukatla görüşün.

Ticari, kurumsal veya kişisel meselenizi bize iletin; gerçek bir Türk avukattan net, sabit ücretli bir yanıt alın — genellikle bir iş günü içinde.

★★★★★ 4.9 60 Google yorumu · Mondaq, Clutch ve Trustpilot'ta yer aldık
WhatsApp'tan yazın
Gerçek bir avukat yanıtlar — genelde gün içinde
WhatsAppE-postaRandevu alın