Deniz Ticareti Hukuku

Gemi Haczi ve Deniz Ticareti Davaları: Süreç, Şartlar ve Zamanaşımı

Deniz ticaretinden doğan bir alacağınızı güvence altına almak için gemiye ihtiyati haciz koydurabilir, bunun için geminin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesine başvurursunuz; başvuru sırasında kural olarak 10.000 SDR tutarında karşı teminat yatırmanız gerekir. Deniz ticareti hukuku, ağırlıklı olarak Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK 6102) "Deniz Ticareti" başlıklı Beşinci Kitabı'nda düzenlenmiştir ve navlun, çatma, kurtarma, gemi ipoteği ile sınırlı sorumluluk gibi konuları kapsar. Bu rehber; gemi haczinin nasıl konduğunu, hangi alacakların buna konu olabileceğini, yetkili mahkemeyi, gerekli belgeleri ve en kritik nokta olan kısa zamanaşımı sürelerini Türk müvekkil gözüyle açıklar.

Deniz ticareti hukuku hangi kanunlarda düzenlenir?

Türk deniz ticareti hukukunun omurgası, Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK 6102) Deniz Ticareti başlıklı Beşinci Kitabı'dır. 1 Temmuz 2012'de yürürlüğe giren bu kitap; gemiyi ve tescilini, donatanı, kaptan ve gemi adamlarını, eşya ve yolcu taşımayı, çatma ve kurtarma gibi deniz kazalarını, deniz sigortasını, sınırlı sorumluluğu ve geminin ihtiyati haczini düzenler.

Tabloyu tamamlayan başka kanunlar da vardır. Sözleşmelere ilişkin genel ilkeler Türk Borçlar Kanunu'ndan (TBK 6098) gelir; geminin ihtiyati haczi ve deniz alacaklarının takibi İcra ve İflas Kanunu (İİK 2004) ile Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK 6100) ile iç içedir; yabancılık unsuru taşıyan uyuşmazlıklarda uygulanacak hukuk ve yetki ise Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun (MÖHUK 5718) kapsamında değerlendirilir.

Mevzuat: TTK 6102, gemiyi geniş biçimde tanımlar; bu nedenle iç sularda çalışan, kendiliğinden hareket eden veya yedekte çekilen araçlar da deniz rejimine girebilir. Özel hükümler numaralı bölümlerde yer alır: eşya taşıma m. 1138 ve devamı, müşterek avarya m. 1272-1285, çatma m. 1286-1297, sınırlı sorumluluk m. 1328 ve devamı, gemi alacaklısı hakkı ve ihtiyati haciz ise m. 1352 ve devamı.

Deniz ticareti uyuşmazlıkları çoğu zaman yabancı bayraklı gemileri, yabancı sözleşmeleri ve birden fazla ülkeyi ilgilendirir. Bu nedenle hangi hukukun ve hangi mahkemenin uygulanacağı her zaman açık değildir. Erken bir hukuki değerlendirme genellikle sonucu değiştirir. Sözleşmeden doğan bir uyuşmazlıkta ticaret hukuku avukatı desteği almak yerinde olur.

Uluslararası sözleşmeler Türk hukukunda nasıl uygulanır?

Türk hukuku, usulüne göre yürürlüğe konmuş milletlerarası antlaşmalara güçlü bir yer verir. Anayasa'nın 90. maddesine göre usulüne uygun yürürlüğe konan milletlerarası antlaşmalar kanun hükmündedir ve birçok alanda çatışan iç hukuk hükümlerinin önüne geçer. Denizcilik büyük ölçüde uluslararası sözleşmelerle yönetildiği için bu durum doğrudan sahaya yansır.

Türkiye'nin taraf olduğu başlıca sözleşmeler şunlardır:

  • 1989 tarihli Deniz Kurtarma Sözleşmesi (Türkiye bakımından 27 Haziran 2015'ten itibaren yürürlükte; 30. maddeye çekince konularak).
  • 1999 tarihli Gemilerin İhtiyati Haczine İlişkin Milletlerarası Sözleşme (Türkiye bakımından 11 Aralık 2019'dan itibaren yürürlükte). TTK'nın ihtiyati hacze ilişkin hükümleri (m. 1352 ve devamı) bu sözleşme esas alınarak düzenlenmiştir.
  • Deniz Alacaklarına Karşı Mesuliyetin Sınırlanması Hakkında 1976 Sözleşmesi (LLMC), 1996 Protokolü ile değişik hali. TTK m. 1328 bu rejime atıf yapar.

Eşya taşımada durum biraz farklıdır. Türkiye, Lahey-Visby Kurallarına bizzat taraf değildir; ancak TTK'nın taşıma hükümleri bu kuralları izleyecek şekilde kaleme alınmıştır. Dolayısıyla beklediğiniz esaslar büyük ölçüde geçerlidir, fakat kaynak antlaşma değil Türk kanunudur.

Pratik not: Uygulanan kurallar tanıdık gelse de tam metin, süreler ve usul Türk kanunuyla ve Türkiye'nin gerçekten taraf olduğu sözleşmelerle belirlenir. Somut olayınız için İngiliz hukuku ya da bir antlaşma metni yerine Türk düzenlemesini esas alın.

Gemi mülkiyeti, tescil ve TUGS sicili

TTK, gemiyi m. 931'de tanımlar; mülkiyetin geçişini, paylı mülkiyeti ve birden çok kişinin geliri için bir gemiyi birlikte işlettiği donatma iştirakini düzenler. Mülkiyetin nasıl geçtiği, paydaşların kararları ve masrafları nasıl paylaştığı ve iç ilişkilerin nasıl yürütüldüğü bu hükümlerde yer alır.

Gemiler Milli Gemi Siciline kaydedilir. Tescil, geminin tabiiyetini ve bayrağını belirler, malikini gösterir ve ipotek gibi ayni hakların kaydedildiği zemini oluşturur.

Türk Uluslararası Gemi Sicili (TUGS) nedir?

İkinci bir sicil olan Türk Uluslararası Gemi Sicili (TUGS), 4490 sayılı Kanun ile kurulmuştur ve olağan sicile kıyasla önemli mali avantajlar sunmak suretiyle Türk bayrağına tonaj çekmeyi amaçlar.

İpucu: TUGS'a kayıtlı bir geminin işletilmesinden veya devrinden elde edilen kazanç kural olarak gelir ve kurumlar vergisinden istisnadır; satış, ipotek, tescil ve finansman belgeleri gibi temel işlemler genellikle damga vergisinden ve bazı banka-sigorta yükümlülüklerinden muaftır. TUGS gemilerindeki gemi adamı ücretleri de gelir vergisi açısından kolaylıktan yararlanır. İstisna ve şartlar zaman içinde değişebildiği için bir alım veya finansman yapılandırmadan önce güncel durumu teyit edin.

Gemi ipoteği ve gemi alacaklısı hakkı

Bir gemi, borca teminat olarak ipotek edilebilir; ipotek sicile tescil ile kurulur. Bunun yanında kanun, geminin kendisine bağlanan gemi alacaklısı haklarını (kanuni rehin niteliğindeki imtiyazlı alacaklar) tanır; örneğin belirli gemi adamı ücreti alacakları, kurtarma ücretleri ve bazı zarar alacakları gibi. Bu haklar gemi satılsa da gemiyi takip ettiğinden, Türkiye ile bağlantılı bir gemiyi satın alan veya finanse eden herkesin işlemi tamamlamadan önce mevcut imtiyazlı alacakları araştırması gerekir.

Eşya taşıma ve çarter (charter) sözleşmeleri

Denizde eşya taşıma, deniz rejiminin en yoğun kullanılan bölümüdür ve TTK m. 1138 ve devamında düzenlenir. Kanun, Lahey-Visby Kurallarını yakından izleyen hükümler getirir: taşıyanın yükümlülükleri (özellikle gemiyi denize, yola ve yüke elverişli hale getirmek için gerekli özeni gösterme), gönderenin yükümlülükleri, konişmentonun işlevi ve taşıyanın savunmaları ile koli/ağırlık başına sorumluluk sınırları.

Kanun, denizcilikte kullanılan başlıca ticari sözleşmeleri de düzenler:

  • Yolculuk çarteri ve navlun sözleşmeleri: taşıyanın belirli bir yolculuk veya yolculuk dizisi için eşya taşımayı üstlendiği sözleşmeler.
  • Zaman (time) çarteri: çartererin gemiyi ve gemi adamlarıyla birlikte belirli bir süre için kiraladığı sözleşme.
  • Çıplak gemi (bareboat) çarteri: çartererin gemiyi gemi adamı olmaksızın devraldığı ve işletme hâkimiyetini üstlendiği sözleşme.
Süreye dikkat: Taşıma sözleşmesinden doğan yük alacakları, teslimden (ya da teslim edilmesi gereken tarihten) itibaren işleyen kısa ve emredici nitelikte bir yıllık zamanaşımına tabidir. TTK m. 6 uyarınca kanun açıkça izin vermedikçe bu süre sözleşmeyle kısaltılamaz veya uzatılamaz. Süreyi kaçırırsanız alacak çoğu zaman zaman aşımına uğrar; bir ekspertiz raporunu veya dostane yazışmaların sonucunu beklerken saatin işlemesine izin vermeyin.

Uyuşmazlıklar çoğunlukla yükteki hasar ya da eksiklik, navlun ve sürastarya (demuraj), gecikme ve riskin malik, çarterer ile gönderen arasında paylaşımı üzerinde yoğunlaşır. Bir başka sık çatışma noktası, orijinal konişmento yerine taahhütname (letter of indemnity) karşılığında yükün teslim edilmesidir. Bu sözleşmeler çoğu zaman yabancı standart formlar ve hukuk seçimi kayıtları içerir; işte tam bu noktada Türk mahkemesi önünde MÖHUK 5718 belirleyici olur. Bir anlaşma henüz imzalanmadan önce çarter veya taşıma sözleşmesini incelettirmek, sorun çıktıktan sonrasına göre çok daha korunaklıdır.

Deniz kazaları: çatma, müşterek avarya ve kurtarma

TTK, denizde işlerin ters gitmesi halini ayrıntılı kurallarla düzenler.

Çatma (gemilerin çarpışması)

Çatma, m. 1286-1297'de düzenlenmiştir ve Türkiye'nin taraf olduğu 1910 tarihli Çatma Sözleşmesini esas alır. Gemiler çatıştığında sorumluluk kusura göre dağıtılır: her iki gemi de kusurluysa sorumluluk kusur oranında paylaştırılır; kusur oranı belirlenemiyorsa eşit olarak bölüşülebilir.

Süreye dikkat: Çatmadan doğan zarar alacakları kural olarak çatma tarihinden itibaren iki yıllık, donatanlar arasındaki rücu alacakları ise daha kısa olan bir yıllık zamanaşımına tabidir. Delilleri koruyun ve alacağınızı erken harekete geçirin.

Müşterek avarya

Müşterek avarya (m. 1272-1285), deniz serüvenindeki ortak menfaatlerin (gemi, yük ve navlun) selameti için bilerek ve makul biçimde yapılan olağanüstü fedakârlık veya masrafları kapsar; örneğin gemiyi kurtarmak için yükün denize atılması gibi. Doğan zarar, yararlanan menfaatler arasında paylaştırılır. Taraflar aksini kararlaştırmadıkça TTK m. 1273, dispecin Türkiye için yayımlanan güncel York-Anvers Kurallarına göre yapılmasını öngörür.

Kurtarma

Türkiye, 1989 tarihli Deniz Kurtarma Sözleşmesini uygular (Türkiye bakımından 27 Haziran 2015'ten beri yürürlükte). Tehlikedeki bir gemiye veya eşyaya başarıyla yardım eden kurtarıcı; kurtarılan malların değeri, gösterilen beceri ve çaba ile karşılaşılan tehlike gibi ölçütlere göre belirlenen bir ücrete hak kazanır. Sözleşme, çevre zararını önlemeyi veya azaltmayı teşvik etmeye yönelik özel tazminatı da tanır.

Sınırlı sorumluluk ve deniz sigortası

Donatanlar ve belirli diğer kişiler, tek bir olaydan doğan deniz alacakları bakımından sorumluluklarını sınırlandırma hakkına sahip olabilir. TTK m. 1328, 1996 Protokolü ile değişik LLMC 1976 rejimine atıf yapar; bu nedenle sınır, geminin tonajına göre hesaplanır ve bu rejim kapsamında ölüm/cismani zarar ile mal alacakları için ayrı tavanlar öngörülür. Sınırlı sorumluluk güçlü bir korumadır; ancak şartlara bağlıdır ve belirli pervasız davranışlarla ortadan kalkabilir, dolayısıyla doğru ve süresinde ileri sürülmelidir.

Petrol kirliliği zararı için ayrı bir çerçeve geçerlidir; burada sorumluluk ve tazminat, genel tonaj sınırı yerine kendine özgü uluslararası rejimlerle ele alınır. Kirlilik söz konusuysa uygulanacak sözleşme ve rakamlar ilgili gemi ve olay bakımından ayrıca incelenmelidir.

Deniz sigortası TTK içinde düzenlenir ve genel sigorta ilkeleriyle tamamlanır. Tekne ve makine, yük ve sorumluluk rizikolarını kapsar. Teminatın kapsamı, beyan yükümlülükleri ve ihlalin sonuçları sık görülen uyuşmazlık kaynaklarıdır; özellikle yabancı bir poliçenin Türk hukukundaki bir talep ile kesiştiği hâllerde. Reddedilen veya eksik ödenen bir hasar için sigorta uyuşmazlıkları avukatı desteği almak faydalı olur.

Gemi haczi (ihtiyati haciz) nasıl yapılır?

Denizcilikte en önemli teminat yolu, bir deniz alacağını güvence altına almak için gemiye ihtiyati haciz konulmasıdır. TTK m. 1352 ve devamı uyarınca (1999 Sözleşmesi esas alınarak), tanınan bir deniz alacağı bulunan alacaklı, yetkili Türk mahkemesinden gemiye ihtiyati haciz kararı talep edebilir; bu karar, teminat gösterilene veya uyuşmazlık çözülene kadar geminin sefere çıkmasını engeller.

Alacağınız gemi haczine konu olur mu?

İhtiyati haciz, yalnızca m. 1352'deki kapalı listede sayılan deniz alacakları için mümkündür; bu liste 1999 Sözleşmesinin kataloğunu yansıtır. Liste; geminin sebep olduğu zarar, kurtarma, çekme (römorkaj) ve kılavuzluk, kumanya ve yakıt (bunker) tedariki, tamir, gemi adamı ücretleri, çarter ve taşıma uyuşmazlıkları, gemi ipoteği ile ödenmemiş liman ve kanal resimleri gibi alacakları kapsar. Alacağınız listede yoksa ihtiyati haciz doğru araç değildir.

Gemi haczi adım adım nasıl konur?

  1. Yetkili mahkeme. Geminin demirli, bağlı veya tamirde bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesine başvurursunuz. Örneğin İstanbul'un Avrupa yakasındaki bir liman için bu çoğunlukla Çağlayan'daki ticaret mahkemesi, Anadolu yakasında ise Anadolu ticaret mahkemesidir.
  2. Belgeler. Dilekçede deniz alacağı ve m. 1352'deki kategorisi açıklanmalı; gemi adı, IMO numarası ve bayrağı belirtilmeli, mevcut konumu gösterilmeli ve dayanak deliller yeminli Türkçe tercümeleriyle eklenmelidir.
  3. Karşı teminat. Haksız hacze karşı malikin zararını karşılamak üzere karşı teminat yatırmanız gerekir. Kanunda 1999 Sözleşmesine paralel olarak bu, alacağın büyüklüğünden bağımsız sabit bir tutar olarak 10.000 SDR (Özel Çekme Hakkı) belirlenmiştir; mahkeme bunu sonradan artırabilir veya sınırlı hâllerde azaltabilir.
  4. Hız ve tutma. İhtiyati haciz acil ve karşı taraf dinlenmeden (ihtiyaten) yürüyen bir süreçtir; karar hızla çıkabilir ve liman başkanlığı ile sahil güvenlik gemiyi tutmaya yetkilidir.
  5. Serbest bırakma. Donatan, alacak için yeterli teminat (çoğunlukla bir P&I kulübü taahhütnamesi veya banka teminat mektubu) göstererek geminin serbest bırakılmasını sağlayabilir.
Süreye dikkat: Gemiler limanlar arasında saatler içinde yer değiştirir; bu nedenle gemi haczi zamanlama ve belge ile kazanılır ya da kaybedilir. Hatalı veya haksız bir başvuru kaldırılabilir ve sizi, malikin zararı için bir haksız haciz tazminatı talebiyle karşı karşıya bırakabilir.

Kardeş gemi (sister-ship) haczi

Türk uygulaması, belirli koşullarda, alacağa sebep olan gemiyle aynı malike ait bir kardeş geminin haczine de imkân tanır; mahkemeler şirket yapılarının arkasındaki gerçek mülkiyeti inceler. Bu, alacağa sebep olan gemi Türk sularını çoktan terk etmişse güçlü bir seçenektir.

İhtiyati haciz, İcra ve İflas Kanunu (İİK 2004) ile iç içe bir teminat ve takip yolu olduğundan, böyle bir süreci yürüten veya buna karşı koyan tarafların gecikmeksizin icra ve alacak tahsili avukatı desteği alması yerinde olur.

Deniz ticareti davalarında zamanaşımı süreleri

Türk hukukunda deniz ticareti zamanaşımları kısa ve büyük ölçüde emredicidir. Bir süreyi kaçırmak, haklılığınız ne olursa olsun alacağı çoğunlukla sona erdirir. Aşağıdaki tablo, en sık karşılaşılan süreleri özetler. Başlangıç tarihi olaya göre kayabileceği için, her alacak bakımından kesin süreyi mutlaka teyit edin.

Alacak türüZamanaşımıİşlemeye başladığı an
Taşıma sözleşmesinden doğan yük alacağı1 yılTeslim veya teslim edilmesi gereken tarih
Çatmadan doğan zarar alacağı2 yılÇatma tarihi
Çatma sonrası donatanlar arası rücu alacağı1 yılÜçüncü kişiye ödeme yapıldığı tarih
Yolcu sözleşmesi / bagaj kaybı alacakları2 yılİlgili kanuni başlangıç anı
Genel ticari alacaklar (özel kural yoksa)10 yılAlacağın muaccel olduğu an (TBK 6098)

Bu bir rehberdir, hukuki danışmanlığın yerini tutmaz: bir süreye güvenmeden önce her alacak için ilgili madde ve kesin başlangıç tarihi ayrıca kontrol edilmelidir.

Yabancı mahkeme kararı ve hakem kararı Türkiye'de nasıl tanınır?

Pek çok denizcilik sözleşmesi yabancı bir hukuku ve yabancı bir mahkemeyi ya da tahkim yerini seçer. Türk mahkemeleri, MÖHUK 5718'deki kurallar ve Türk kamu düzeni saklı kalmak kaydıyla, geçerli bir hukuk seçimi kaydına ve yabancı yetki veya tahkim anlaşmasına kural olarak saygı gösterir.

Elinizde bir yabancı mahkeme kararı veya hakem kararı varsa ve bunu Türkiye'deki mal varlığına karşı icra etmeniz gerekiyorsa, tanıma ve tenfiz usulü MÖHUK 5718'de düzenlenmiştir. Hakem kararları, Türkiye'nin taraf olduğu 1958 tarihli New York Sözleşmesi sayesinde nispeten kolay icra edilebilir; yabancı mahkeme kararları ise mütekabiliyet (karşılıklılık), usulüne uygun tebligat ve kamu düzenine uygunluk gibi şartların incelendiği bir tenfiz davası gerektirir. Tanıma ve tenfiz sürecinde tanıma ve tenfiz avukatı ile çalışmak süreci hızlandırır. Uyuşmazlık çözümü kaydını, Türkiye'de icrayı gözeterek sözleşme aşamasında planlamak ileride büyük zaman kazandırır.

Bir deniz ticareti uyuşmazlığında avukata neden ihtiyaç duyarsınız?

Türk deniz ticareti hukuku gelişmiş ve sözleşmelerle uyumludur; ancak Türk kanunları, Türk usulü ve Türk mahkemeleri aracılığıyla uygulanır. Yabancı bayrakların, yabancı sözleşmelerin ve Türk yargı yetkisinin bir arada bulunması; uygulanacak hukuk, kısa zamanaşımı süreleri, teminat şartları ve icra konularında tuzaklar yaratır.

İster bir gemiyi satın alıyor veya finanse ediyor, ister bir taşıma sözleşmesi yapıyor, ister bir yük alacağına karşı savunma yürütüyor, ister bir gemi haczini takip ediyor ya da buna direniyor olun, erken ve doğru hukuki değerlendirme konumunuzu korur. Sorularınız için bizimle iletişime geçebilirsiniz. Bu rehberdeki rakam ve süreler 2026 ortası itibarıyla güncel olsa da sözleşmeler, vergi istisnaları ve SDR değerleri zamanla değişebilir; harekete geçmeden önce somut durumu teyit edin.

Sıkça sorulan sorular

Türkiye'de deniz ticareti hangi kanunla düzenlenir?

Temel kaynak, 1 Temmuz 2012'de yürürlüğe giren Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK 6102) Beşinci Kitabı olan 'Deniz Ticareti' bölümüdür. Bunu Türk Borçlar Kanunu (TBK 6098), İcra ve İflas Kanunu (İİK 2004), Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK 6100), Milletlerarası Özel Hukuk Kanunu (MÖHUK 5718) ve Türkiye'nin taraf olduğu uluslararası sözleşmeler tamamlar; bunlar arasında 1989 Kurtarma Sözleşmesi, 1999 İhtiyati Haciz Sözleşmesi ve 1976/1996 LLMC sınırlı sorumluluk rejimi yer alır.

Türkiye'de gemiye ihtiyati haciz nasıl konur ve ne kadar teminat gerekir?

TTK m. 1352'de sayılan deniz alacaklarından birine sahip alacaklı, geminin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinden ihtiyati haciz kararı talep edebilir; bu karar geminin sefere çıkmasını engeller. Başvuran, 1999 Sözleşmesine paralel olarak sabit 10.000 SDR tutarında karşı teminat yatırmalıdır; mahkeme bu tutarı sonradan değiştirebilir. Süreç acil ve karşı taraf dinlenmeden yürüdüğü için hızlı hareket ve doğru, tercümeli belgeler şarttır; hatalı bir başvuru haksız haciz tazminatı talebine yol açabilir.

Gemi haczi (ihtiyati haciz) hangi mahkemede istenir?

İhtiyati haciz talebi, geminin demirli, bağlı veya tamirde bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesine yapılır. Örneğin İstanbul'un Avrupa yakasındaki bir liman için bu çoğunlukla Çağlayan ticaret mahkemesi, Anadolu yakası için ise Anadolu ticaret mahkemesidir. Yetki, geminin fiilen bulunduğu yere göre belirlendiğinden başvurudan önce geminin güncel konumu tespit edilmelidir.

Hangi alacaklar için gemiye ihtiyati haciz konabilir?

İhtiyati haciz yalnızca TTK m. 1352'deki kapalı listede sayılan deniz alacakları için mümkündür. Bu liste; geminin sebep olduğu zarar, kurtarma, çekme ve kılavuzluk, kumanya ve yakıt tedariki, gemi tamiri, gemi adamı ücretleri, çarter ve taşıma uyuşmazlıkları, gemi ipoteği ile ödenmemiş liman ve kanal resimleri gibi alacakları kapsar. Alacağınız bu listede yer almıyorsa ihtiyati haciz uygun bir yol değildir.

Yük (kargo) hasarı veya çatma davasında zamanaşımı süresi nedir?

Taşıma sözleşmesinden doğan yük alacakları, kural olarak teslimden ya da teslim edilmesi gereken tarihten itibaren işleyen bir yıllık zamanaşımına tabidir. Çatmadan doğan zarar alacakları ise kural olarak çatma tarihinden itibaren iki yıllık, donatanlar arasındaki rücu için daha kısa olan bir yıllık zamanaşımına tabidir. Bu süreler büyük ölçüde emredicidir ve çoğunlukla sözleşmeyle uzatılamaz; bu nedenle erken hareket edin.

Yabancı bir şirket Türk hukukuna göre gemi sahibi olabilir veya gemi finanse edebilir mi?

Türkiye ile bağlantılı gemiler çoğunlukla yerli veya yabancı taraflarca satın alınır, kiralanır ve finanse edilir. Gemiler Milli Gemi Siciline kaydedilir; ayrıca 4490 sayılı Kanunla kurulan Türk Uluslararası Gemi Sicili (TUGS), Türk bayrağına tonaj çekmek için vergi avantajları sunar. Gemi ipoteği tescil ile kurulur ve gemi alacaklısı hakları gemi satıldığında da gemiyi takip ettiğinden, her alıcı veya finansör işlemi tamamlamadan önce mevcut imtiyazlı alacakları araştırmalıdır. Somut durumunuz için bir avukata danışın.

Çatmada (gemilerin çarpışması) sorumluluk nasıl belirlenir?

Çatma TTK m. 1286-1297'de düzenlenir ve sorumluluk kusura göre dağıtılır. Her iki gemi de kusurluysa sorumluluk kusur oranında paylaştırılır; kusur oranı belirlenemiyorsa eşit olarak bölüşülebilir. Bir tarafın hiç kusuru yoksa zarara o taraf katlanmaz. Kusurun belirlenmesinde seyir kayıtları, kaptan beyanları ve teknik bilirkişi incelemesi önem taşır; bu nedenle delillerin erken korunması kritiktir.

Müşterek avarya nedir ve masrafı kim öder?

Müşterek avarya (TTK m. 1272-1285), gemi, yük ve navlundan oluşan ortak deniz serüvenini kurtarmak için bilerek ve makul biçimde yapılan olağanüstü fedakârlık veya masraftır; örneğin gemiyi kurtarmak için yükün bir kısmının denize atılması. Bu zarar, kurtarmadan yararlanan tüm menfaatler arasında değerleri oranında paylaştırılır. Taraflar aksini kararlaştırmadıkça hesaplama (dispeç), TTK m. 1273 uyarınca Türkiye için yayımlanan güncel York-Anvers Kurallarına göre yapılır.

Yabancı mahkeme veya hakem kararı Türkiye'de icra edilebilir mi?

Evet. Yabancı mahkeme kararları MÖHUK 5718 kapsamında bir tenfiz davasıyla icra edilebilir; mahkeme mütekabiliyet, usulüne uygun tebligat ve kamu düzenine uygunluk gibi şartları inceler. Yabancı hakem kararları ise Türkiye'nin taraf olduğu 1958 tarihli New York Sözleşmesi sayesinde nispeten daha kolay tenfiz edilir. Sözleşmedeki uyuşmazlık çözümü kaydını en baştan Türkiye'de icrayı gözeterek kurmak ileride önemli avantaj sağlar.

Bu konuda avukata mı ihtiyacınız var?Sürecin tamamını, açık ve sabit bir ücretle baştan sona yürütüyoruz.
Bir avukatla görüşün

İlgili yazılar

Gemi Kurtarma Ücreti Nasıl Belirlenir? Şartlar, Hesaplama ve SürelerDeniz Ticareti Hukuku: Gemi Haczi, Yük Zararı ve ZamanaşımıDeniz Ticareti Hukuku: Gemi Haczi, Yük Alacakları ve Sorumluluk
Başlayalım

Dilinizi konuşan bir Türk avukatla görüşün.

Ticari, kurumsal veya kişisel meselenizi bize iletin; gerçek bir Türk avukattan net, sabit ücretli bir yanıt alın — genellikle bir iş günü içinde.

★★★★★ 4.9 60 Google yorumu · Mondaq, Clutch ve Trustpilot'ta yer aldık
WhatsApp'tan yazın
Gerçek bir avukat yanıtlar — genelde gün içinde
WhatsAppE-postaRandevu alın